lovina'da ölü yakma töreni


Lovina'daki ikinci günümüzde Surabaya Air Langga Üniversitesi'nden bir hocanın cenaze törenine katılacağız. Sabah 8'de cenaze evine gidiyoruz hep birlikte. 

Ölü yakma töreni yapmaya her ailenin gücü yetmediğinden kimi ölüler önce gömülüp yeterli para biriktirilene kadar orada kalıyormuş. Kimi zaman toplu yakma törenleri oluyormuş. Bazen beş altı yıl hatta on onbeş yıl bekledikleri bile oluyormuş. Ruhun arada kaldığına inanıldığından bu süre ne kadar kısa olursa o kadar iyi... Bu törenin Bali takvimine de uygun olması gerekiyor. Balilier pek çok şeyin zamanlaması için (güneye yolculuk, kuzeye yolculuk, evlenmek, pirinç hasadı, ağaç kesme, çöp yakma, vs.) bu takvime başvuruyorlar.

Balililer için beden, ruhu taşıyan (ve insanı dünyaya demirleyen) geçici bir kabuk sadece. Cenaze törenininde beden ortadan kaldırılıp ruh serbest bırakılıyor. Samsara (reenkarnasyon) inancına göre bu ruh belli bir yolculuktan sonra kendine başka bir kabuk buluyor. 
 Dışarıda gamelan ekibi törenin başlamasını bekliyor.
Bize ayrılan köşe. Kurabiyeler, pirinç kekleri dağıtılıyor.
Gelenlere dağıtılan atıştırmalıklardan. Gelenlere gün boyu bir şeyler dağıtılıyor.

Rahip bir köşede ölüyü kutsuyor, kutsal su ile arındırıyor ve söylenene göre cennetin kapılarını ruhlara açmak için birşeyler yazıyor. Uzun bir süre rahibi bekliyoruz.
 

  İlk başta yanıma fotoğraf makinesini almakta tereddüt ediyorum. Fakat sonradan bana "no worries" diyorlar. "Rahat ol!" Bakıyorum, hemen herkesin elinde bir makine.

Uzunca bir süre hocalara ayrılan yerde bekledikten sonra yemek için içeriye davet ediliyoruz. Ahşaba vuran  güneş deyince durmak gerek!
Clezio, olaydan etkilenip kendini kötü hissediyor, dışarı çıkıp biraz hava almak istiyor. Ben, meraklı ve acar muhabir olarak hocaları takip ediyorum. Evin terrakota rengindeki duvarları, taş ve ahşap işçiliği güneş altında aklıma "Raise the Red Lantern" filmindeki evi getiriyor.

Konuklara hazırlanan yemekler... Bali'de genel olarak yemeklerle aram iyi. Fakat yeni yediğim bir yemeğin  tadını asla tahmin edemiyorum, yeni bir yemek her seferinde beni şaşırtıyor. Genel olarak yemeklerde palmiye yağı kullanılıyor.

Çocuklar babalarının fotoğrafının önünde onu anarken. Törenin bence en dokunaklı anı.
Törende kimse ağlamıyor, hatta ağlamanın ruhu rahatsız edeceği düşünüldüğünden pek tasvip edilmiyor. Yine de ölen profesörün karısının bir ara ağladığını görüyorum. (Eskiden dul kalan kadınların da yakılma törenlerinde kendilerini de kurban ettiklerinden söz ediliyor.) 

Hazırlanan sunular.
Beyaz bir bezi aralarından geçirip kesiyorlar.

Sonra onu yere atıyorlar, kimileri başlarına bağlıyorlar. Bu bezin kesilmesi, ruhu dünyayla olan bağından kurtarmayı, serbest bırakmayı temsil ediyor.

Ve sunular da yere atılıyor.

Dışarıda banjar'ın  (mahalle) erkekleri bekleşiyor.
Sunular yavaş yavaş dışarı taşınmaya başlıyor.
Aile üyesi olan kadınlar ve gümüş kaplar içinde taşıdıkları sunular, çiçekler.

Daha sonra rengarenk örtülere sarılan ve sunularla süslenen, erkeklerin taşıdığı tabut çıkıyor.
En önde gamelan ekibi olmak üzere cenaze alayı yürüyüşüne başlıyor.
Gamelan ekibinin arkasından gelenler.
Ölünün taşındığı taht. Aileden bir kişi tahtın üzerinde oluyor. Gördüğüm kadarıyla en neşeli topluluk bu!
Ekip uzunca bir yol yürüyor. Köşebaşlarında ruhlar evin yolunu bulamasın diye şenlik şamata ile taşıdıkları tabutu dört beş kez döndürüyorlar. Bu kadar neşe de fazla canım;)
Yakıcı bir güneş altında yaklaşık yarım saat yürüyoruz. Yakıcı dediysem, epey yakıcı yani:)
 Var mı böyle güzel poz!
Yakma işleminin yapılacağı yer önceden hazırlanıyor.
 Bir masaya palmiye ve bambu yapraklarından yapılmış sepetler içinde çiçeklerle süslenmiş çeşitli yemekler, hindistan cevizi yağında kızartılmış rengarenk pirinç kekleri, meyveler sunuluyor.
Erken geldik, cenaze ekibinin gelmesini bekliyoruz. O gün, şart değilse de, dini törene uygun sarong giyip kuşağımı taktım, fotoğrag çekmediğim zamanlarda da uslu uslu oturdum. Hıh!
 Yaklaşan ekip.
Yakılmanın gerçekleşeceği yerin çevresine sunular diziliyor.
Hanımlar ve dantelli, zarif geleneksel kıyafetleri.
Zamane veletleri dünyanın öbür ucundaki adada da olsa aynı.
Yakılma anını izlemek insanda karmaşık hisler uyandırıyor. Yanımda Endonezyalı olmayan asistan bir çocuk var, "olamaz böyle bir şey, holy moly" deyip duruyor.
Biz, üniversite ekibi olarak yaklaşık 3-4 saat süren kremasyonun ortasında gidiyoruz. Bundan sonra  ölünün külleri tekneden denize savrulacak. İnsanın fotoğraf çekerken nasıl bir yabancılaşma yaşadığına tanık oluyorum ve bir iç sıkııntısıyla ayrılıyorum oradan. Bu neşeli bir veda olsa da kendimi ölümle ilgili yerleşik hislerimden koparmam pek kolay olmuyor. 








Yorumlar

  1. Bir belgesel kanalda Hindistan'da ölü yakma törenini izlemiştim; tabi bu sizin görseller kadar açıklayıcı değildi.

    Gerçekten bilgilendirici bir yazı, ilgiyle okudum.

    Yakılmak, toprağın altında tek başına kalmaktan iyidir diyorum ama herkesin inancı başka oluyor demek ki. İyi günler diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Hindistan'la Bali arasında farklılıklar vardır mutlaka. Kimi yerlerde ölü, bir tabutun içine konmadan, üzerine de bir şey sarılmadan yakılıyormuş. Kocaman bir hayvan (genellikle boğa) figürünün yer aldığı daha gösterişli törenler de yapılabiliyor.
    Ben asıl önce gömülüp toprağın altında uzunca bir zaman kaldıktan sonra yakılanlara şaşırdım. yakılma töreninin bu kadar pahalı bir şey olduğunu bilmiyordum.
    Farklı bir kültür, ölüme yaklaşım farklı filan. Fakat yine de ölen kişinin eşinin gözlerinde üzüntüyü gördüm. Bazı şeyler dünyanın hiç bir yerinde değişmiyor sanırım:)

    YanıtlaSil
  3. Değerli alkım;

    Hindistan'da, ölü sahipleri en ucuza yakan bir adamla anlaşmışlardı. Adam da işinin ehliymiş, bir anda odunlardan iskelet çatarak ölüyü yaktı bitirdi. Olay zaten Ganj Nehri'nin hemen yanında gerçekleşmişti, belediyenin gösterdiği bir alanda. Ölü sahiplerinden odun parasından çok yakmakta kullanılan koku gidericilerin parasını almıştı.

    Tabii ki sizin görüntülediğiniz olay, üst kalite, elit bir insanın töreni. Ama törendeki teferruat muhteşem bir öğreti ürünü olsa gerek; Hindistan ile arasında dağlar kadar fark var.

    Görülmemiş, duyulmamış, bizlere çok çok uzak bir kültürün ölülerine göstermiş olduğu saygıyı; kilometrelerce uzaktaki bizleri, bilgi sahibi edindirmeniz olay başka bir boyutu. Ellerinize, bilgilerinize sağlık ve teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen sizin tanık olduğunuz alt kasttan birilerinin töreniydi. Bali'de de bir kast sistemi varmış. İnsan gezerken pek hissedemiyorsa da. Dediğiniz gibi katıldığımız tören yüksek kasttan birinin cenazesiydi.
      Ne demek, bunları paylaşmak güzel!
      Sevgiler,

      Sil
  4. ep duyardım böyle 'Beni yakıp küllerimi falanca yere serpin..' diye. Ama ciddi ciddi böyle birşey varmış demek ki. Çok ilginç Bu olaya canlı şahit olmak gerşekten çok garip olmalı...

    YanıtlaSil
  5. alkımcım, yazıyı görüp fotoğraflara bakmıştım daha önce, bugün dikkatli bir şekilde okuyup inceledim. çok ilginç görünüyor buradan bile, orada bulunmak çok daha farklı olmalı.

    çocukların fotoğraf makinesi karşısındaki şu muzip gülüşleri dünyanın her yerinde aynı sanırım:) telefonla oynayan veledin de hiç umrunda değil törenmiş falan.

    bir de ne kadar renkli bir cenaze töreni değil mi? genelde siyah giyinme adeti vardır ya, oralarda yok böyle bir şey demek ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zerka, insan bali'de ilk önce renklere vuruluyor. bu cenaze de olsa bayram da olsa böyle. bir de zaten cenaze neşeli bir uğurlama olarak görülüyor.

      geçen gün metrobüs duraklarında iken ne kadar gri-siyah bir kalabalık olduğumuzu farkettim. o görüntümüz kasvetli geldi birden. beki de insan, içinde olunca öyle hissediyor. renklerin bir gücü var bence yine de...

      çocuklara gelince, bali'de çocukların hemen hepsi poz veriyorlar hemen. insanın fotoğraf çekmeyeceği varsa bile çekiyor. belki de turistik bir ada olmasından çok alışkınlar buna veletler;)

      Sil
  6. gamelan'ı sevdim ben. kararında bir neşe :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "kararında neşe" olduğuna emin misin:) gamelan ekibi basbayağ asık suratlı bulmuştum ben. hatta fotoğraf çektiğimden üzerime alınmıştım. yine de gamelan ekiplerini seviyorum, müziği bir süre sonra duymamaya başlıyor olsam da.

      Sil
  7. Sayende Endonezya uzakdoğu gezi listemin ilk sırasında yer alıyor. Tur yapsan bari de bizi toparlayıp götürsen, gezdirsen:)
    Öptüm!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eylemcim dolmuş kaldıracağım yakında. ubud'a bir iki! dolunca kalkarız:)
      endonezya görülmeyi hakeden bir ülke, onu atlamayalım bu arada.

      Sil
  8. Alkim'cigim, cok guzel bir yazi yine ve harika resimler. Budist ulkelerin cenaze torenleri ile bizimkiler arasindaki tezat her seferinde ayni sekilde sasirtiyor beni yeniden, oralardaki o neseyle, bayram havasiyla yolculama torenleri... Ben de senin gibi, her seferinde kendimi huzunlenmis, uzulmus buluyorum, insanin gercek tabiati mi bu (profesorun esi de aglamis sonucta bir ara ama, degil mi?) yoksa cidden kulturlerarasi bir farkilik mi bilemedim.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  9. Şilancım, tam dediğin gibi bir bayram havasıyla yapılan cenaze törenlerine insan imrenmiyor değil. Öte yandan kültürler de birbirinden etkileniyor. Ölümü böylesine trajik bir şey olarak algılamak hep Batı'ya maledilir. Fakat bu düşünceler de geziniyor olmalı;)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. Aaah ne güzel bir blog burası!!!!! : )

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar