santiago'nun kafeleri, galiçya'nın yemekleri


İspanya lezzetlerine kahvaltıyla başlayalım. Gezi boyunca kahvaltılık olarak Güney'in lezzetli (ve doyurucu) tostada'larını (kızarmış ekmek üzerine tercihinize göre sürülen peynir, tereyağı, domates sosu vs.) bulacağımı zannediyorum ama nafile! Gerçi bu, pansiyonun verdiği standart bir kahvaltı. 
Santiago'da turizmden, özellikle de hac turizminden dolayı pek çok konaklama alternatifi var. Biz pansiyonlardan birinde kalıyoruz: Pension Mafer. Genel olarak -odaların küçük olmasını dert etmezseniz- konumu iyi, temiz ve uygun fiyatlı bir pansiyon. Çok aman aman olmayan, yine de karın doyuran kahvaltınızı Santiago'nun şirin bir sokağına bakarak yapabiliyorsunuz. 
pension mafer santiago de compostela
İspanya'da en sevdiğim bölge olan Endülüs'ün tostadası bir yana, yemeklerinin öyle çok da müthiş olmadığını itiraf edeyim. Deniz ürünleriyle öne çıkan Galiçya ve Michelin yıldızlı restoranlarıyla övünen, çeşit çeşit küçük atıştırmalıklarıyla (pincho) Bask bölgesi Güney'e bu konuda fark atıyor. Bask'ı -her ne kadar oradayken peşpeşe "no soup for you" vakası yaşamış olsak da- sonra anlatacağım. Şimdi Galiçya!
santiago de compostela restaurants
Franco Sokağı'ndaki restoranlardan birinin mönüsü. Balık fiyatları Türkiye ile yakın, deniz ürünleri ise genellikle daha ucuz. Bu listede yok ama mezgitgillerden merluza ve bacalao İspanya'da yenebilecek en güzel balıklardan. Galiçya, İspanya'nın balığının çoğunun karşılandığı bölge. Paella ise bu tip mönülerde direkt turistlere yönelik bir yemek. Aslında güneyde, özellikle de anavatanı Valencia'da yenilmesi gerektiği söylenir. İspanyollar, ağır bir yemek olduğundan paellayı akşam değil, öğle vakitlerinde -genellikle pazar günleri- tercih ediyor
santiago de compostela restaurants
O Gato Negro LP rehberinde önerilen, İspanyolların salaş, gürültülü ve izbe lokantalarından biri. Rehberde yazılanları okur okumaz burada karar kılıyoruz. Santiago'nun dar sokaklarından (Rua Raina) birinin üzerindeki restoranı buluyoruz bulmasına ama tadilat nedeniyle kapalı. Böylece bu gezinin ilk "biz buralarda öyle her saatte servis yapmayı sevmeyiz dostum", bir başka deyişle "no soup for you!" vakasını yaşıyoruz. Evet, İspanya'yı gezmenin en zorlu yanlarından biri de yemek yenilen yerlere karşı verilen mücadele. Karnınızı elbette doyurabiliyorsunuz. Siesta saatlerine denk gelmezse, lokantanın yıllık izni -bir ay boyunca kapanabiliyor- değilse, tadilat yapılmıyorsa, öğleden sonra kapanmıyorsa, içecek dışında servisi varsa neden olmasın?
santiago de compostela restaurants
Aynı sokakta Orella isminde benzer bir lokanta bulup giriyoruz. Orella, İspanyolca'da kulak demek, burasının spesiyalitesinin ne olduğunu bu yazıyı yazarken farkediyorum. İspanyolların domuzun her parçasını yediği söylenir. Tuhaf şeyler yeme konusundaki haklarını teslim etmek gerekir. Granada'da da "boğa kuyruğu" (rabo del toro) çok özel bir yemek olarak anılıyordu. Nasıl bir şey bilmiyorum, deneyeceğimi de sanmıyorum. Zaten İspanyolların boğalarla ne alıp veremedikleri var pek anlamıyorum. Ben orada yaşarken boğa güreşleriyle ilgili büyük tartışmalar dönüyordu, öte yandan pazar günleri canlı olarak tv'de boga guresleri yayınlanıyordu. Olayın vicdansız olduğunu kabul eden kimi İspanyollar da kendilerini "ama boğaya arenaya çıkana kadar çok iyi bakılıyor, gayet mutlu bir hayat sürüyor" diye rahatlatıyordu.
santiago de compostela restaurants
Orella'ya dönecek olursak, ortamın kalabalık, karanlık ve gürültülü hali anında bizi tavlıyor. İspanya'daki restoranların böyle bir etkisi var. Bu tip sıradan lokantalarda bar kısmı ve masaların olduğu kısım oluyor genellikle, barda oturursanız daha az para ödüyorsunuz.
santiago de compostela restaurants
Biz dehlizin sonundaki masaya geçiyoruz. Ortamdaki gürültüyü "ah, ne sıcak bir ortam" diye yorumluyoruz. Yapacak bir şey yok, İspanyolları ve gürültülerini sevmeye -tabii ki- kararlıyız:)) Pozitif önyargı diyelim. Masalara el çabukluğuyla beyaz bir kağıt yayılıyor ve acelece sipariş alınıyor.
food in spain
Pulpo a la Gallega, Galiçya usulü ahtapot, buraların meşhur yemeği. Ahtapot haşlanıyor, kırmızı biber ve zeytinyağıyla bu ahşap tabaklar üzerinde servis ediliyor.
food in spain
Gambas al ajillo, güveçte bol (epey bol) tereyağlı ve bol (epey bol) sarımsaklı karides. Ahtapottan çok daha lezzetli bulduğum bir yemek.
food in spain
Pimientos de Padron, Padron biberleri, Bence Galiçya'nın en lezzetli atıştırmalığı. Bu lezzetli biberler, Galiçya'daki -bir önceki yazımda bahsettğim- Padron şehrinden tüm ülkeye yayılıyor. Genellikle tatlı, çok az bir kısmı acı oluyor bu biberlerin. İspanyolların bir deyişi bile var bununla ilgili. Unos Pican Otros No. Ne çıkarsa bahtına!
santiago restaurants
Akşam yemeğini, Franco sokağı üzerindeki Casa Elisa'da yiyoruz. Burası da hem bar hem restoran kısmının bulunduğu bir yemek mekanı. Uzun zamandır burada yaşayan, konuşkan bir Yunan garson bakıyor bize.
food in spain
 Buraya has Kuru fasulyeli Galiçya çorbası (Caldo Gallego).
food in spain
Çorbanın yanında bulabildiğim en hafif yemek ançüezli peynir dilimleri...Ben aslında Güney'de yediğim, -Don Kişot'un memleketinden çıkan Manchego peyniri mesela- o güzel peynirleri arıyorum. Bu gezide Oviedo'da muradıma ereceğim.
food in spain
Öğle vakti balık yediğimiz için Clezio ile Barış'ın akşam yemeği tercihi etli bir şeyler oluyor. İspanyol mutfağı genel anlamda öyle çok soslarla ya da zahmetli işlemlerle işi olan bir mutfak değil aslında. 
santiago bars
Lonely Planet'in İspanya rehberinde hemen her gittiğimiz şehir için "çok hareketli bir gece hayatı var" deniliyordu. Geceleri çabucak ıssızlaşan bu Kuzey İspanya şehirlerinde bu tanım, kimi zaman bize şehrin görmediğimiz, gizli birtakım yerleri olduğunu düşündürttü ve gezi boyunca bizim için bir efsane olarak kaldı.
santiago tarts
Gelelim benim sevdiğim kafeler kısmına... Pastane düşkünü bir insan olarak, bu gezide de kendimi vitrinlere dizilmiş kek ve çöreklere uzun uzun bakarken buluyorum. Bademli tart (tarta de Santiago), buraya özgü bir yiyecek ve şurada tarifini bulabilirsiniz. Genellikle bu tartın üzerinde Santiago'nun hacı (St James hacı) yer alıyor. Özellikle havari St James'in gününün kutlandığı 25 Temmuz haftasında bu tart çok yeniyormuş.
santiago food shops
Santiago'da genel olarak dükkanlarda bademli ürünler satılıyor. Badem ezmesi de bunlardan biri. Aklıma Toledo'nun nefis marzipanlarını getiriyor. 
santiago cafe casino
Santiago'da iki kafe önerim var. Birisi, Cafe Casino, (Rua do Vilar, No:35). Şehirdeki uzun yürüyüşlerden sonra yine eski şehrin göbeğindeki, 1900'lerin başının atmosferini taşıyan bu kafede bir kahve molası harika oluyor.
santiago cafe casino
Burası 1870'lerde gerçekten de bir kumarhaneymiş, sonradan kafeye dönüştürülmüş.
santiago cafe casino
Kafenin eski hali. Fotoğrafı kafenin websitesinden aldım. 
santiago cafes
İkinci kafe (üst katları otel olarak kullanılan) Cafe Costa Vella. Çiçekler ve yeşillikler içindeki kafe   manzaraya açılıyor. Biz telaş içinde oradan oraya koştururken burada oturup bir soluklanamadık ama şöyle bir bakındık. Santiago'ya yolu düşen olursa bence buraya biraz zaman ayırmalı.
santiago cafes
İspanya'da gezerken sürekli bir anımsama halindeyim. Bu köşe de görür görmez aklıma Kordoba'daki Avlu Festivali'ni (Fiesta de los Patios) getirdi. Avlular, Mayıs ayında çiçeklerle donatılıyor ve evler bu süre içinde dışarıdan gelenlere açılıyor. O asırlık taşların serinliğinde çiçekler ve su sesleri arasında geziniyorsunuz. Ben Kuzey İspanya'yı gezsem de anlaşılan bir yanım Güney'de dolaşıyor. Endülüs'e sevgilerimle deyip bitireyim o halde.



Yorumlar

  1. nekadar değişikkk santiagonun kafeleri çok şirinmiş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana kalırsa fotoğraflar gerçek hallerini tam yansıtamamış, fotoğraflarda göründüğünden daha hoş yerler. Ben de sevdim!

      Sil
  2. Adamların "cerrado" tabelası bile bir havası var. :D
    İspanyol derse biri aklıma direkt olarak gürültü geliyor. Erasmus döneminde az delirtmediler beni. :)
    Ahtapot hiç tatmadım, ama fotoğrafta müthiş görünüyor.
    Bu arada kafeye dönüştüreceklerine bir AVM yapsalar daha çok kâr ederlerdi, hiç kafa yok bunlarda. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O tabelayı ("cerrado") göre göre bir tanışıklık oluyor tabii ister istemez :))
      Ben sokakta o kadar çok gürültüye şahit olmadım ama böyle izbe, küçük lokantaları epey gürültülü oluyor. Güzel ama. (Laf da söylettirmiyorum.)
      AVM konusuna gelince, bir süre Granada'da yaşadım ve şehrin içinde hiç AVM yoktu. Öyle güzel bir şey ki!
      Sevgiler,

      Sil
  3. Gambas al ajillo süper gözüküyor,ama sarimsak kokusu buraya kadar geldi sanirim :).Not edildi ileride lazim olabilir :), süper özetlemissiniz geziyi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Ben de şimdi fotoğrafa bakınca -ah, canım çekti şimdi- aklıma ilk gelen o zeytinyağıyla karışmış sarımsak tadı oluyor. Muhakka deneyin fırsatınız olursa. Teşekkürler, beğenmenize sevindim. Henüz bitmedi gezi. Umarım geri kalan kısmını da güzelce toparlayabilirim:)

      Sil
  4. Ne güzel bir blog, keşfettiğime sevindim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, maalesef çok seyrek yazabiliyorum son zamanlarda.

      Sil
  5. İştah açan bir yazı olmuş. Fotoğraflar kesinlikle muhteşem.
    Cebelitarık'tan çaktırmadan İspanya'ya tapas yemeye kaçtığımız günleri getirdi aklıma. Benim için İspanya lezzet ve keyif demek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İspanya'nın çağrışımları bende de çok güzel. Kesinlikle keyif bir kere... Bir de güzel peynirler, güzel şarap, rahat insanlar, zorlamasız mekanlar :)) Ve yaşadığın anı gerçekten hissetmek sanırım. Sevgiler.

      Sil
  6. hos bir blog
    Okuduguma ve fark ettigime cok sevindim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar