Gün doğmadan deniz daha bembeyazken çıkıyoruz yola. Yunuslarla karşılaşacak olmanın heyecanıyla. İstanbul'un sularında bir kaç kez görmüşlüğüm var yunusları ama ilk kez peşlerine düşeceğim. Lovina 'dayız. Günün başlangıcında denizde olmak güzel. Kayıklarda bizim gibi yunusları gözleyenler. Yunusları yakalamak mümkün değil, fırt fırt etrafta dolanıyorlar. Oyun oynar gibi bir halleri var. Bizimse bir bakıma acıklı bir halimiz var. İnsanın doğadan kendisini bu kadar koparıp "tatillerde" de bir vazife gibi doğa ile ilişki kurmak için bu kadar yanıp tutuşması ne komik. Gün ağarıyor. Yunus gördük mü, gördük. Fotoğrafını çekebildik mi? Eh işte...Pek yerlerinde durmuyorlar köftehorlar. Gurur karemiz! Clezio'nun azmiyle.... Bizi atlatıp hoplaya zıplaya uzaklaşan bir yunus kafilesi. Dönüş yolundayız, artık iyice yükseldi güneş. Otelin denize kıyısı. K...
Uzakdoğu, Güneydoğu Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey ve Orta Amerika gezi yazıları, seyahat planları, yolculuk hikayeleri içeren gezi blogu