Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Junjungan Ubud Hotel

Junjungan Ubud Hotel , Junjungan köyünde, doğanın ortasında, pirinç tarlalarının kıyısında küçük bir otel. Biz pirinçlerin su altında olduğu zamana denk geldik. Tarladan tarlaya değişiyor bu durum. Her şeyde bir dinginlik, bir sakinlik hakim, bir yanda şırıl şırıl sular akıyor. Otelde size verilen bisikletlerle çevre köylere gezilere çıkabiliyorsunuz. Ubud 3.5 km.lik mesafede. İstenirse bir servis aracı sizi Ubud'a bırakıp alıyor.   Sanırım hayatımda hiç bir otel üzerimde böylesine bir terapi etkisi yaratmadı. Ubud çevresinde ortanın biraz üstü bir fiyat skalası olan otelin bir kampanyasından faydalandık ve gezilerde hiç yapmadığımız şeyi yapıp üst üste beş gece boyunca bu otelde kaldık. Hasta olmanın da verdiği bir yorgunluk vardı tabii.  Balkon keyfi ve sakin günler...Ördeklere bakıyorum! Siwi'nin sayesinde "hasta ve yorgun" gezginlere bir kıyak geçip onları büyük odaya aldılar. "Burası bizim evimiz olsun!" Minik bir havuz. Bisiklet gez...

bebek bengil'de öğle yemeği ve "sambal matah" tarifi

Ubud'da yemek yenen yerlerin bile kendine has bir güzelliği var. Türkiye'de rahatlıkla küçük çaplı bir "milli park" olabilecek yerlerde yemek yemek insanı tam anlamıyla çarpıyor. Bebek Bengil popülerliğine rağmen kalabalık olmayan, kendinize sakin bir köşe bulup kuş sesleri ve çiçekler arasında yemek yiyebileceğiniz bir yer. Ama bir istisna değil, Ubud'da zaten doğanın kucağındasınız. Restorana isim aranırken ördeklerin restoranın içine dalıp çamurlu ayaklarıyla arkalarında bıraktıkları izlerden yola çıkarak ismini  Bebek Bengil (Kirli Ördek) koymuşlar. Ne var ki etraftaki pirinç tarlalarında paytak paytak dolandıklarını gördüğünüz ördekler, bu restoranın spesiyalitesi oluyor ve burası "çıtır ördek" denilen yemekle tanınıyor. (Ubud'da çıtır ördeğiyle bilinen bir başka yer de Laka Leke . O da pirinç tarlalarının ortasında, Kutsal Maymun Ormanı 'nın yakınında bir restoran. Fakat bana yemekleri biraz yağlı geldi.) Çıtır ördek, salata ...

bali'de yemekler ve bir restaurant: murni's warung

Bali'deki yemeklere Murni'nin Yeri ve  Gado Gado ile başlayayım.  Endonezyaca ilginç ve kulağa çok hoş gelen bir dil ve uzunca da bir hikayesi var. Şimdi sadece şunu söylemekle yetineyim. Bir kelimeyi çoğul yapmak için o kelime iki kere tekrar ediliyor. Anak anak (çocuklar), bebek bebek (ördekler), orang orang (insanlar) gibi. (Bu arada orangutan kelimesi de " orman insanı " anlamına geliyor.) Gado gado da "karışımlar" demek ve bir çeşit salata. Çeşitli sebzeler (fasülye, havuç, soya filizi, vs.) çiğ olarak karıştırılıp üzerine yer fıstığı sosu dökülüyor. Bu sosun taze yapılanı tercih ediliyor ama genellikle restoranlarda hazır olarak bulunuyor. Şu videoda  nasıl yapıldığı gösteriliyor. Balilier yemeklerini sabahları yapıyorlar. Ondan sonra da ev ahalisinden acıkan gelip yemeğini yiyor. Yemeklerde bir sofrada oturmak çok alışıldık değil. Sadece festivallerde topluca yemek yemeye rastlanıyor. Böyle olunca restoran kültürü de aslında Batılı'n...

ubud'da rengarenk sunular

Kendine has bir telaşı var Ubud 'un. Her gün tanrılara sunular hazırlanıyor burada, her gün kadınlar (sadece kadınlar) sunuları ellerindeki hasır sepetlere yerleştirip bunları sunaklara taşıyor. Pirinçler pişiriliyor, palmiye ve muz yapraklarına sarılıyor, çiçeklerle süsleniyor, tütsüler yakılıyor. Tapınaklar temizleniyor; basamaklara çiçekler diziliyor; kaldırımlara, kapı önlerine, tapınaklara sunular yerleştiriliyor. Hiç bir yerde etrafın bu kadar süslendiğine tanık olmadmıştım. Heykelllerin kulaklarına çiçekler iliştiriliyor. Tapınak önlerindeki heykellerin alt kısımları siyah-beyaz damalı örtülerle sarılıyor. İyilik ve kötülüğü temsil ediyor siyah beyaz. İyilik ve kötülük iç içe... Ubud'da pazar yerinin yanındaki tapınakta günün her saatinde mutlaka birileri oluyor.  Evlerinin, işyerlerinin bir köşesinde, kaldırımlarda, tapınaklarda, her yerde tanrılara yemekler sunuluyor. Ben Galungan gününe denk geliyorum. Balili birinin blogunda bundan bahsettiğine ra...

Ubud/Bali'de pazar yeri

Bir yolcu romantizmi vardır. Her şeyi farklı bir ışık altında görüp koklarsınız, gönül insanı olursunuz, gözünüzde bir damla yaş:) Proust görse sizi kıskanır. Bir manolya ağacının yanından farklı adımlarla yürürsünüz. İşte o sabah, ben de o saftirik neşeyle uyanıyorum.  Ubud 'daki ilk sabahım! Gece, kalacak yer ayarlayamadan,  Surabaya 'dan iki parça eşya ile gelmişiz. Yağmur altında ilk bulduğumuz yere  Puri Saraswati Bungalovlarına  sığınmışız. Sabah k uşların, kertenkelelerin (ötüyor bunlar!) ve motosikletlilerin sesleriyle uyanıyorum içimde  bir kıpırtıyla. Bungalovun  geniş verandasında l otus yapraklarının, Hindu tanrılarının işlendiği duvar kabartmalarına,  Ubud  çatılarına, koca yapraklı yeşilliklere bakıp  kendimi sokağa atıyorum. Sabahın erken vakti kaldırımlara, merdiven başlarına, heykellere, sunaklara yerleştirilen sunuları görüyorum. Tütsü dumanları yükseliyor üzerlerinden.  Ubud  s...

Bali - Haritada Bir Nokta

Ubud ’un*  Junjungan  köyü yakınlarındayım. Haritada bir nokta! Pirinç tarlalarının, muz, vanilya ve hindistan cevizi ağaçlarının ortasında bir yer.  İnsanın kendini birden başka bir evrende bulması ne acayip! Çayın ve peynirin birden hayatından çıkması (ikisi de çok mühim!), sabah uyandığında o bildik ağırlıkla birlikte dünü bugünü ve yarını birbirinin aynı kılan bir tekrardan uzaklaşmak. Gezerken dolaşıksız bir sevinçten bahsetmek çok iddialı olur belki ama bir hafiflik geliyor bana, gündelik hayatımda çok da tanışık olmadığım bir hafiflik. Anneannem ne zaman bir yerlere gezmeye gideceğimi söylesem “rezillik”, (hatta “i-rezillik”) der.  Onun sözünü doğrularcasına geldikten sonra rahatsızlandım, betim benzim soldu, iki gün pirinç lapasına talim ettim. Yine de kediler gibi kaldığım odanın köşelerini koklayıp, canlılarıyla tanışmayı ihmal etmedim. Odada ara ara öten ama henüz göremediğim gekoyu “ eski dostum kertenkele ” deyip bağrıma bastım. Yüksek çatını...