Ana içeriğe atla

karşılaşmalar / smiles around the world


Gezerken insan dünyanın, bu yangın yerinin, feci bir yer olduğunu düşünmüyor.nedense. Hatta gezmek insana tuhaf bir umut da veriyor. (Gaflet!) Cesare Pavese gezmenin sizi tanımadığınız kişilere güvenmeye zorladığını ve gündelik alışkanlıklarınızdan tamamen kopardığını ve bu yüzden aslında "acımasız" bir şey olduğunu söyler. "Hava, uyku, gökyüzü, hayaller, deniz ve gökyüzü gibi temel şeyler dışında size ait bir şey kalmaz," der. (Yaşasın hafiflik!) İşte o "acımasızzz" zamanlardan birtakım karşılaşmalar. Gülümsemeler.
bangkok chatucak vendor 
Bangkok'ta Chatucak Pazarı'nda bir satıcı.
yogjakarta indonesia
Yogyakarta'da bir cami avlusu.
woman with flamenco dress
İnsanların flamenko kıyafetlerini giyip sokaklara çıktığı Granada Festivali'nde Granda/Realejo bölgesinden bir kare.
breakfast at telaviv
Tel Aviv'de kahvaltı.
Kaz Dağları'nda ayaküstü sohbet.
a girl in oman wahiba desert
Wahiba Çölü'nün (Umman) çocuklarından
wall tile in porto
Porto'nun çinili duvarlarının önünde.
Toronto'da bir park.
Balili iki teyze.
Mersin'in yaylalarından birinde
 Londra'da İspanya'nın Avrupa kupasını aldığında yapılan kutlamalar.
 Saraybosna'daki pansiyon sahibimiz.
 Cebelitarık'ta bir kafe
surabaya indonesia
Surabaya'nın (Endonezya) küçük dolmuşlarında.
bangkok vendor girl
Bangkok'ta sokak satıcısı.
surabaya street indonesia
Surabaya'da "tuk tuk" sürücüleri
yogjakarta indonesia two old men
Yogyakarta'da kraliyet sarayı görevlileri.
Surabaya'da dükkan önü sohbeti.
bali cremation
Lovina'da ölü yakma töreninde, ölen kişinin kızlarından biri.
Ronda'da (Endülüs/İspanya) küçük bir meydanda ikindi sohbeti. Yeşil hırkalı amca etrafta fotoğraf çektiğimi görünce beni yanına çağırıp fotoğraflarını çekmemi istedi:)
surabaya zoo
Surabaya Hayvanat Bahçesi'ni gezmeye gelen öğrenciler.
Surabaya'da tuk tuk sürücüsü.
Surabaya'nın arka sokakları.
a wedding in madrid
Madrid'de düğün hazırlıkları!
a woman in flamenco dress seville spain
Sevilla'da festival. Endülüslülere her gün bayram:)
Prachuap Khiri Khan (Tayland) şehrinden çıkarken.
Bangkok'ta sokak pazarı.
Yogyakarta'nın dar sokakları.
Yogyakarta'da yavru kedi sevinci.
Yogyakarta'da "Gülümseyeyim ama karizmatik olsun!"

Yorumlar

  1. ne güzel! Harika bir gezinti oldu bu, dünyanın dört bir yanından mutlu anlar...Bu gülen yüzler insanlıkla ilgili umut veriyor gerçekten, dediğin gibi, sanki dünya o kadar da feci bir yer değil. Gülmek ne güzel şey! ve aslında herşey iyi olabilir... Bazen böyle düşünmek lazım, başka türlü nasıl yaşanır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel seni görmek! bu fotoğrafları ben de çok seviyorum, çook kıymetliler:) bir de insan fotoğrafı çekerken çekiniyor insan...fotoğraf makinesinin karşısında kasılmadan kendini bırakıp gülebilen insanlar var ne güzel ki!
      elimdeki fotoğraflara bakıyorum da gezdiğim yerler içinde insanların en kolay gülebildikleri ülke endonezya olmuş.
      sevgiler muallacım:)

      Sil
  2. Elinize sağlık çok güzel resimler. Bu kadar tatsız olayların ve acıların arasında insanların hala gülebilmeleri çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mehmet, teşekkürler yorum için. Yorumunuz daha önce yayınlayıp sonra taslak haline getirdiğim bir yayında kalmıştı. Buraya taşıdım. Verdiğimiz rahatsızlık için özür:)

      Sil
  3. Ne güzel yakalamışsın bu gülümseyen kareleri Alkım'cım, bakarken beni de gülümsettiler :)

    Sevgiler

    Şilan

    YanıtlaSil
  4. Resımler harıka elınıye saglık
    Gıtmıs kadar oldum

    YanıtlaSil
  5. Bloğunuzu Yeni takip etmeye başladım gayet güzel olmuş çok beğendim bizim gidemediğimiz yerleri bizlere ayağımıza getiriyorsunuz Emeğinize sağlık çalışmalarınızın devamını diliyorum başarılar..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

bangkok'ta yürüyüşler: pazar yerleri, çin mahallesi ve harun camisi

Bangkok'un pazar yerlerini ve çiçekçilerini en sona bıraktım. Zaten canlı renklerle çevrelendiğiniz bu şehirde pazar yerleri tam bir şenlik. Önce Chatuchak'a gidiyorum. Burası çok büyük bir çarşı, şehir merkezinden biraz uzakta. Karmaşası bol, keşfedilecek şeyi çok. İnsanlar buradan genelde bir bavul eşyayla dönüyor. Hatta bavulu da buradan alıyor:) Bambu tabaklar, heykeller, boncuklar, tahta takılar, hasır şapkalar, renkli ipek eşarplar ne ararsanız var. Chatuchak alışverişini yolculuğun sonuna bırakmanın daha iyi olduğunu düşünüyor ve çiçek pazarını görmek üzere şehir merkezine geri dönüyorum.   Chatuchak pazarı, otobüs duraklarının olduğu kaldırımlara kadar taşıyor. Dükkanların yanı sıra kaldırımlara tezgah açanlar da var. Bu fotoğraf her bakışımda bana havanın sıcaklığını anımsatıyor.   Aslında Bangkok'un merkezinde her yer çarşı neredeyse. Öyle olunca renkler, kokular, sesler hiç eksik olmuyor sokaklardan.     Çok istediğim halde ç...

bangkok'ta yürüyüşler: thammasat üniversitesi ve dusit sarayı

Chao Praya nehrinde her gün farklı bir manzarayı buluyorum karşımda. Yüzen pazarlara meyve sebze taşıyan tekneler, küçük balıkçı kayıkları, longtail denen su taksileri, turuncu kıyafetleriyle Budist rahiplerin göze çarptığı yolcu botları, yük gemileri... Suyun üzerindeki manzara değişse de suyun rengi pek değişmiyor. Bu çamurlu rengini bereketli topraklarına borçluymuş.  Kahvaltıdan sonra bir haritayla birlikte sokaklara atıyorum kendimi. Akşam Clezio ile buluşacağız. Uzakdoğu ülkelerinden sadece, köşeli ve dekoratif harflerden oluşan Tayland'ın alfabesini tanıyabiliyorum. Sesli harfler,  - anladığım kadarıyla- sessiz harflerin altına, üstüne, sağına veya soluna iliştiriliyor. Kelimeler arasına boşluk konmuyor, cümleler arasına konuyor. Bu dilde de Çince'de olduğu gibi farklı tonlamalar bulunuyor. Taylandlıların ellerini çenelerinin altında birleştirip söyledikleri, merhaba anlamına gelen "sawadikha" sözcüğünün mesela, epey inişli çıkışlı bir tonlamas...