varşova'da iki müze

VARŞOVA AYAKLANMASI MÜZESİ (WARSAW UPRISING MUSEUM)
warsaw uprising museum
Varşova ve Avrupa'nın yakın tarihinde önemli bir yere oturan Varşova Ayaklanması'nı merak edenler için bu müze bulunmaz bir fırsat. Eski bir fabrika etkileyici bir tasarımla bu müzeye dönüştürülmüş. Müze, şehir merkezinin biraz dışında. Ben yürüyerek gitmeye kalkıştım, müzeyi bir şekilde buldum da ama çıkışta hava kararmıştı, bir şekilde kayboldum, sonra elimdeki haritanın dışına çıktığımı farkettim. Etraf da tenhalaştığı için soracak birilerini bulmakta güçlük çektim. Fakat Polonyalılar mesafeli görünüşlerine karşın, yol sorduğunuzda canlarını dişlerine takıp size yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Varşova Ayaklanması, II. Dünya Savaşı'nda Alman işgaline karşı gerçekleştiriliyor ve Polonyalılar onca yoksulluk ve yoksunluğa rağmen büyük bir direniş gösteriyorlar. Ayaklanma 63 gün sürüyor ve 200 bin Polonya'nın ölmesine neden oluyor. Müze binasına girer girmez derinden atan kalp atışlarını duymaya başlıyorsunuz. Ara ara patlayan bombalar ve silah sesleri işitiliyor. Çeşitli filmler ve görsellerle savaş öncesindeki hayat canlandırılıyor. Çocuk yaşta kişilerin, gençlerin bu ayaklanmaya katılmalarına, tanıklıklarına yer veriliyor. Kimi binaların önceki ve sonraki hallerini, yazışmaları, kullanılan silahları, kıyafetleri, nasıl bir seferberlik olduğunu ve şehrin nasıl bir yıkıma uğradığını görüyorsunuz. 
warsaw uprising museum
3 boyutlu bir film (bunun için ayrı bir bilet almanız gerekiyor) sizi savaş sırasında yerle bir olan eski şehrin üzerinde dolaştırıyor.
warsaw uprising museum
Müzeden bir görüntü.
warsaw uprising museum
 Savaş sonrası ayakta kalan duvarlardan....
warsaw uprising museum

warsaw uprising museum
Ayaklanmada önemli bir rol üstlenen kadınlar.
warsaw uprising museum
Üstte savaş yıllarından iki mayın. Altta Varşova'nın daha sonraki Kızıl Dönem'ini kısaca anlatan bölüm.
warsaw uprising museum

CHOPIN MÜZESİ (FRYDERYK CHOPIN MUSEUM)
chopin museum
Chopin Müzesi, 17. yüzyıldan kalan Ostrogoski Sarayı binasında yer alıyor. 2010 yılında açılmış müze, interaktif, modern araçlarla donatılmış ve en geniş Chopin koleksiyonunu barındırıyor. Okul defterlerinden, piyanosuna, mektuplarından ölüm döşeğindeki kurumuş çiçeklerine kadar Chopin'e ait pek çok eşya sergileniyor. Hayatına giren kadınlardan özellikle Chopin'e çok zıt bir karakterde olan George Sand, müzedeki gezintiden sonra, insanın en çok aklında kalan isim oluyor. Resimlerde iki sevgiliden çok, orta yaşlarını birlikte geçiren iki arkadaşa benziyorlar. Bir resimde, küçük bir odada Chopin piyano çalıyor, George Sand bir masanın üzerinde bir şeyler karalıyor.
chopin museum
Chopin genellikle romantik bir tarzda, belli güzellik kalıplarının içinde resmediliyor. Ölüm döşeğindeyken bile. Yukarıdaki resim, nadir olarak bunun dışına çıkan ekspresyonist portrelerden biri.
chopin museum
Romantik prens! (Ressam Delacroix, "Chopin, tüm romantiklerin içinde en romantik olanıdır,"der.)
chopin museum
chopin museum george sand
George Sand'le Kontes Marie d'Agoult'un yer aldığı resim. Marie d'Agoult da dönemin tanınan simalarından, Franz Liszt'le yaşadığı yasak aşkla gündeme geliyor. O da George Sand gibi takma bir erkek ismiyle (Daniel Stern) hikayeler -ve bir roman- yazıyor. Birbirlerini etkilemişler belli ki:)
chopin museum
Dokunmatik ekranlar aracılığıyla Chopin eserlerini dinleyebiliyorsunuz. Müzeyi baştan sona kendi ritminizde, kafanızdaki rotaya göre gezebiliyorsunuz.
Bu arada okuduklarım arasında Andre Gide'in besteci için söylediklerini ona çok uygun buldum: "Chopin'de ışık oyunları, su şırıltıları, rüzgar esintileri, yaprak hışırtıları vardır. Yüksek sesle konuşmaz, iddialı bir şey söylemez. Hafife değinir geçer. Bu kadarıyla içinize işler, ne mest eder, ne kandırır. Ne kadar alçak sesle, çekinerek, sıkılarak konuşursa biz onun ne demek istediğini o kadar daha iyi anlarız."
chopin museum
chopin museum
chopin museum
Bu iki müze benim için, Varşova'yı daha iyi anlamamı sağlayan yerlerdi. Bunun dışında gezdiğim Marie Curie Müzesi (Madam Curie'nin doğduğu ev, müzeye dönüştürülmüş) ise doğrusu çok heyecan verici bir yer değildi, çoğunlukla panolara iliştirilmiş fotoğraflar vardı. Şöyle söyleyeyim, müze ile ilgili en çok aklımda kalan, bilet kesen kadının hıçkırıklarıydı. Sürekli hıçkırıp bundan çok utandığı için hıçkırığını bastırmaya çalışmış, böyle olunca daha fena hıçkırmaya başlamış, bilet kesme olayı epey teatral bir hal almıştı :)




Yorumlar

  1. cok guldum biletçi kadına:) ya vallahi bu yazılar bir harika, gezmeden görmüş oluyoruz, eline diline ve kamerana sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. asıl ben senin gibi okuyanlara teşekkür ederim:)) insana şevk veriyor gerçekten. çok sevgiler!

      Sil
  2. Çok güzel yahu sanki bende gitmişim gibi oldu ha :D Emeğinize sağlık efendim. Bu arada fotoğraflar on numara. Kıskandım yaw :D Bir gün inşallah bende gidebilirim .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler! Gidilir neden gidilmesin, kafaya koyduktan sonra! Şimdiden güzel gezmeler dilerim:))

      Sil
  3. NHKM'de kafamı kurcalayan milyonlarca şeyle oturmuşken,masadaki etkinlik takviminde kimsenin İran kedilerinden haberi yok filmi gözüme çarptı. Hemen gugıla yazdım. Karşıma sizin blog çıktı, sonra detaylı incelemenin sonunda bu gezi bloğunuza açıldı kapı.kafamı kurcalayan şeylerden bir süre uzaklaşmama katkıda bulunduğunuz için teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar