santillana del mar - arabayla kuzey ispanya

Santillana del Mar'ın isminde üç yalan gizlediği söyleniyor. Çünkü kasaba, isminin söylediği gibi ne deniz kıyısında (del mar), ne kutsal (santi) ne de düzlük (llana) bir yer. Picos de Europa turunun sonunda gezinin başında düşündüğümüz gibi Potes'te kalmaktan vazgeçip Santillana del Mar'a varıyoruz. Ne de olsa epey yer var görülecek. Potes güzel doğasına ve yayla havasına karşın akşam kalmak için fazla cazip görünmüyor gözümüze, biz de yola devam etmeye karar veriyoruz. Santillana'ya hava kararırken varıyoruz, nerede kalacağımız, akşam aç mı tok mu yatacağımız meçhul :)
Kalacak birkaç yere baktıktan sonra (biraz da Barış'ın kararlılığının sonunda) kendimize bir kıyak çekip tarihi bir paradorda, Parador Santillana Gil Blas'ta kalmaya karar veriyoruz. Paradorlar genellikle tarihi binalarda yer alan ve geleneksel mimarinin izlerini taşıyan lüks oteller. İspanya'da 80 kadar parador bulunuyor. İspanya'da gezerken mekanlarının güzelliği nedeniyle içim gitse de fahiş fiyatları nedeniyle kalmamıştık. Burada görece daha makul bir fiyatla karşılaşınca kalmaya karar veriyoruz.
Paradorun, koyu renk ahşapları ve klasik mobilyalarıyla "Jane Eyre biraz önce buradan geçti" dedirten kasvetli mekanlarından. Odaların içi -hele ki yeşilliklere açılan pencereleri- daha güzeldi fakat nedense fotoğrafını çekmemişim. Parador Santillana Gil Blas, yapımına 15. yüzyılda başlanan tarihi bir konak, güzel bir iç avlusu var. Aslında bu taş yapının eski havasını soluyacak kadar fazla vakit geçiremiyoruz. Hep öyle olmaz mı zaten? Daha fazla vakit, daha çok aylaklık lazım!
Otele yerleştikten sonra karnımızı doyurmak üzere kasabada dolaşıyoruz, fakat heyhat -ya da "tabii ki" mi demeli- bu taş binalarda yumuşak ışıklarla aydınlatılmış, pek sofistike restoranlar kapanmak üzere, etrafta bir ölü sessizliği hakim! Neyse ki, neyse ki bir otelin barı imdadımıza yetişiyor. O taş konaklarda dönemin soylu İspanyollarının soluduğu havadan mahrum kalıyoruz ama olsun zeytin, ekmek, salam ve İspanyol birasıyla fakir ama gururlu bir Ortaçağ şövalyesi gibi karnımızı doyuruyoruz. Buna da şükür!
Sabah biraz daha hareketli bir kasabaya uyanıyoruz. Burası, kaldığımız yerin önündeki meydan, Plaza del Mayor. Bastığımız yeri toprak diyerek geçmeyip tanıyalım, bir Ortaçağ meydanındayız!
Ben etrafta fotoğraf çekerken yavrucuklar da sabah sütlerini içiyor :)
Kasaba, 12. yüzyıla tarihlenen, (aslında ta 8. yüzyılda primitif bir kilisenin varlığından sözediliyor.) çok güzel bir avlusu olan eski bir romanesk manastırın (Colegiata de Santa Juliana) etrafında gelişiyor. Sütun başlıklarındaki figürler özellikle çok ilginçti fakat genel olarak ışıksız bir gün olmasından ve -suçu sadece havaya atmayayım- amatörlüğümden dolayı çektiğim fotoğraflarda hiç iş yok.
Kasaba her ne kadar sadece turistlere aitmiş gibi görünse de burada bizzat yaşayan kasabalıların olduğu söyleniyor. Yine de bir zamanlar herhalde nal sesleriyle inleyen bu sokaklarda daha çok, otellerin önünde toplaşan turistlerin varlığı hissediliyor.
Hemen her binada hanedanın armalarına rastlanıyor. Kasabada 16. yüzyıldan itibaren katı bir kent planlaması uygulandığından her yerde müthiş bir uyum hakim.
Ayrılık vakti geliyor ve Santillana del Mar'ı terkediyoruz. Bu terkedişler biraz hüzünlü oluyor, gezerken bile eksik kalıyor birşeyler. Belki de böyle kabul edip görebildiğimiz kadarına sevinmeli.
Son söz: Kuzey İspanya gezisi yapılacaksa Santillana del Mar bana kalırsa dahil edilmeli. Bunun yanı sıra buraya 21 km. uzaklıktaki Puente Viesgo kasabasındaki Monte Castillo mağaralarına (Cuevas del Monte Castillo) da muhakkak uğranmalı. Burası geç Paleolitik dönemi mağara insanlarının, derinliklerini sığınak olarak kullandığı bir mağara. Mağaradaki minerallerden elde edilen renklerle bizon, at resimlerinin yanı sıra el izlerini görünce insanlığın, bir insan ömrüne göre çok uzun olan serüveni karşısında şöyle bir sersemliyorsunuz.

Yorumlar

  1. uzun zamandır çıkamadığım seyahatlere hiç değilse burada çık MIŞ gibi olmak iyi geliyor. imrendiriyorsunuz beni. bu en güzeli işte. geziniz bol olsun.. beni de dürtüklesin. iş güç göremeyecek hale getirsin gözümü:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah keşke böyle bir dürtükleme görevi görse yazılarım, daha ne isterim ki? arada bırakın işi gücü, atın kendinizi bir yerlere. geriye baktığımda hayatımda en çok insanlarla kurduğum bağların ve yaptığım seyahatlerin anlamı var sanki. yoksa yine abartıyor muyum :))

      Sil
  2. Dilekler cok guzel. Yol yanliz cekilmez yoldas ister. Herkese bol gidecek yollar ve yoldaslar dilerim.
    Siz gezdikce bizde geziyoruz yorum dogru belki biraz sayenizde bileniyoruz gezi icin

    YanıtlaSil
  3. söylemeden geçmek istemedim, resimlemeleriniz gerçekten harika olmuş. bu konuda apayrı bir yeteneğinizin olduğunu düşünüyorum. çalışmalarınızda başarılar dilerim

    YanıtlaSil
  4. Mitsubishi klima yetkili satış ve servis merkezi, klima modelleri, satış koşulları, bakım, onarım, yedek parça ve aksesuar hizmetleri.
    http://www.mitsubishiklimabayii.com/
    #mitsubishiklima #mitsubishiklimalar #mitsubishiklimafiyatları

    YanıtlaSil
  5. Beko klima servisi duvar tipi, inverter duvar tipi split, inverter multi split, salon, kaset, tavan, yer, kanallı tip klima montaj, bakım arıza servis merkezi
    http://beko.klimaservis.com/
    #klimaservis #bekoklimaservis #bekoklimaservisi

    YanıtlaSil
  6. Klima Hastalığı Lejyoner Nedir? Belirtileri ve Tedavisi
    Klima hastalığı lejyoner nedir, klima filtrelerinde bulunan lejyoner mikrobunun belirtileri ile hastalığın tedavisinde kullanılan yöntemler.
    http://www.mitsubishiklima.com.tr/lejyoner-nedir/
    #lejyonernedir #lejyonerhastalığınedir #lejyonerhastalığı

    YanıtlaSil
  7. Havalimanı Klimaları – En Çok Tavsiye Edilen Klima Modelleri
    http://www.mitsubishiklima.com.tr/havalimani-klimalari/
    #havalimanıklimaları #havalimanıklimamodelleri #havalimanıiçinklimalar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar