Ana içeriğe atla

gezginlerin aşırı acıklı san sebastian deneyimi

İtiraf edeyim ki plaj şehirlerini oldum olası pek sevememişimdir. Yazın kumsalların insan yığınlarıyla dolduğu sahiller bende hep bu çılgın kalabalıktan uzaklaşma isteği uyandırır, Güney kıyısında büyümüş olmama rağmen Kuzeyli damarım kabarır. Bu Kuzey Avrupa gezisinin en gösterişli şehri olan San Sebastian'a da (Baskça ismi Donostia) bu yüzden midir bilmem çok büyük bir heyecan duymadan gittim. (Bu şehre haksızlık yapıyor olabilirim ama pek de merhametime ihtiyacı olmayan bir şehir burası.) Kafamda sevimsiz bir sıcakla ve plaj resmiyle bağdaştırarak gittiğim San Sebastian'da, -artık evrene ne tür bir sinyal göndermişsem- karşımda yukarıdaki gibi günlük güneşlik bir kent yerine yağmuru ve sert rüzgarlarıyla insanı sersemleten bir şehir buldum. Aslında bu Kuzey şehrini daha fazla sevebilirdim fırtınalı ve yağışlı bir havada görmemiş olsaydım. (Yazarın bu paragraftaki tutarsızlığını, çelişkili ifadelerini hemen farkettiniz sanırım.)
Bu yaz fotoğrafları, Clezio'nun bir önceki gezisinden kalma. Ben bu fotoğrafları gördükten sonra, San Sebastian'ın benim şehrim olamayacağına karar vermiştim ama bana bakmayın. Peki nesi meşhur San Sebastian'ın? Hilal şeklindeki o upuzun plajı Playa La Concha, Eylül'deki film festivali, dünya üzerinde çok ender bulunan Michelin yıldızlı restoranları, belle epoque yapıları ve bu yapılar arasında yayalara açık arnavut kaldırımlı sokakları.
San Sebastian, küçük bir balıkçı kasabasıyken 19. yüzyılda aristokrat İspanyolların tatil beldesi oluyor. Daha sonra şehirde ihtişamlı binalar inşa ediliyor. Bunlardan biri de İspanya'nın en lüks otellerinden biri olan Hotel Maria Cristina. Bu kare her ne kadar turistik bir Akdeniz şehrini andırsa da şehir, yılın sadece belli zamanlarında bu güneşli manzaralara tanık oluyor.
Burası San Sebastian'ın Parte Vieja'da (Eski Şehir) yer alan, 19. yüzyıldan kalma Art Nouveau binaların ve küçük dükkanların olduğu, yayalaştırılmış kısmı Centro Romantico.
Tipik yiyecek mekanlarından biri. Bira ve yanında "pincho" tabii ki. Yine Clezio'nun Temmuz ayında yaptığı gezisinden.
Gölgelerin gücü adına! Evet yazın, güneş altındayken gölgesi bol şehirler en güzeli. San Sebastian'ın bakımlı sokakları.
Şimdi bu reklamlar kısmından sonra bizim nasıl bir San Sebastian deneyimimiz olduğuna geçeyim. Karşımıza çıkan şehir böyle bir şeydi. Mayıs'tı, soğuktu ve yağmur çiseliyordu.
1882'de kumarhane olarak inşa edilmiş olan gösterişli bina bugün San Sebastian Belediyesi'ne ait. (Barış'ın objektifinden.)
Buradaki tipik pincho barlarından biri.
Fiyatı 1 ila 4 Euro aralığında olan mezeler hakikaten güzel. Kimi yerlerde deniz ürünleri ön plana çıkıyor. Baget ekmeğin üzerine mayonezle birlikte marine edilmiş ançüez, somon füme, jumbo karides, deniz tarağı, kalamar dilimleri, üzerine de pate, dilimlenmiş yengeç, mantar, peynir vs  konuluyor genellikle. Vejeteryan seçenekler de mevcut.
Ringo ringo mezeler :)
Gezginlerin aşırı acıklı hikayesi, fırtınalı havayla birlikte bir greve denk gelmeleriyle başlıyor. İlk gün karnımızı doyurmuş olsak da daha sonra tüm restoranların kapılarının üzerimize kapadığına tanık oluyoruz. Büyük otellerin bu yasağı deleceğine inanarak onların kapısını aşındırıyoruz fakat yine bir sonuç alamıyoruz. Bir yandan grev kırıcı olmamalarından dolayı onları takdir etsek de bir yandan da üşüyoruz, açız! Şehrin yağmurlu kaldırımlarında -arabesk olsun biraz- aç sokak köpekleri gibi dolanıyoruz ve en sonunda bir Çin restoranının gözlerden uzak bodrum katında iyice karnımızı doyuruyoruz.
Farklı bir San Sebastian manzarası. "Al sana Kuzey şehri," dediğinizi duyar gibiyim ama demesi kolaymış, insan gezerken biraz güneş istiyormuş.
Açık barlardan biri. İspanya'da yaş ortalamasının Türkiye'ye göre epey yüksek olduğu bu fotoda iyice belirginlik kazanıyor.
San Sebastian'ı fazla gezemeden, gezdiğimizi de pek anlayamadan, biraz moralsiz ve neredeyse aç karna buruk bir biçimde terk ediyoruz. Eh, aç kalmak bu gezinin kaderinde var. Fakat şunu söyleyebilirim ki İspanya'nın kuzey sahilinden biraz daha içerilere girince o yağmur havasını da geride bırakıyoruz. Güneşin zaptı yakın :)

*San Sebastian'da ve yakınındaki görülecek yerleri anlatan güzel bir site.

Yorumlar

  1. Gezi olaylarının gecelerimizi daha karartmaya başladığı yer de burası. Otel bile ıssızdı, ortak banyolu olmasına karşın. Ama yine de çok güzel bir yerdi. Hiç anlamamışım önyargılı olduğunu oraya gelirken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Otelin ortak banyolu olduğunu unutmuşum. Sadece çalışmak zorunda olduğumu ve bunun canımı sıktığını hatırlıyorum.
      San Sebastian'ın yaz fotolarını gördükten sonra bana göre bir yer olmadığını düşünmüştüm. Hala da benim yerim olmadığını düşünüyorum ama Eylül'de filan gitmek güzel olabilir oraya.

      Sil
  2. Resimler gercekten cok hos ve samimi cikmis. Hangi ay gitmek icin en uygundur ?

    YanıtlaSil
  3. Seo Eğitim Zirvesi - Türkiyenin En iyi Eğitmenlerinden Eğitim Alma Fırsatı
    Seo Akademi Seo Eğitim Zirvesi 24 Oturum Alanında Ünlü 16 Eğitmen % 100 Ögrenme Garantisi Biletler Tükenmeden Seo Zirvesindeki Yerinizi Hemen Ayırtın.
    http://www.seoegitimzirvesi.com/
    ‪#‎seozirvesi‬ ‪#‎seoeğitimzirvesi‬ ‪#‎seosemineri‬

    YanıtlaSil
  4. Türkiye'nin en iyi dans kurslarından biri olan Dans Akademi ile başta latin dans kursu olmak üzere aklınıza gelebilecek her dansı en iyi eğitmenlerden alabilecek, en uygun dans kursu fiyatları ile öğrenebilme fırsatını yakalayabileceksiniz.
    http://www.danskursu.com.tr/
    #danskursları #latindanskursu #danskursufiyatları

    YanıtlaSil
  5. Köroğlu Dağlarının zirvesinde, kayak yapmanın heyecanı bir başka! Kartalkaya Kayak Merkezi, birbirinden zorlu pistleri, dağ tesisleri, doğa aktiviteleri, muhteşem manzaraları, after ski partileri ile dört dörtlük bir tatil yaşatıyor.
    http://www.kartalkayaotel.com.tr/
    #kartalkaya #kartalkayaotel #kartalkayaotelleri

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Her biri alanında uzman, mesleğinin etik değerlerine saygılı, danışanlarının sağlıklı ve güvenli şekilde
    kilo vermesini sağlayan diyet uzmanı ve diyetisyenler ile birlikte kişiye özel beslenme danışmanlığı ve diyetisyen hizmetleri.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

vigo'da güneşli pazartesiler - arabayla kuzey ispanya

Vigo , Avrupa’nın sonuna itilmiş haliyle İspanya’dan çok Portekiz’e ait bir şehir gibi. Zaten sınıra da çok yakın. Bu şehri gözümde anlamlı yapan şeylerden biri de, itiraf edeyim ki Güneşli Pazartesiler filminin çekildiği yer olması. Filmde işsiz kalan tersane işçileri şehrin yoksul bölgelerinde aylakça dolaşırlar, feribot kaçırıp gezintiye çıkarlar. Javier Bardem feribotta güneşin altında gözlerini kapatır, adeta zihnindeki düğümleri güneş altında çözülmeye bırakır. Şehre yağışlı, fırtınalı bir Kuzey İspanya gezisinin sonunda uğruyoruz ve bu güneşli hava bize ilaç gibi geliyor. Burasının diğer Kuzey şehirlerinden daha rahat bir havası var. Santiago de Compostela ’dan daha dünyevi, San Sebastian ’dan daha mütevazı, iç kısımdaki Leon 'a göre ise bir sahil şehri. Aslında Vigo için rahatlıkla, gördüğüm en düzensiz yerleşime sahip İspanyol şehri diyebilirim. Bunda tepelerin üzerine kurulmuş olmasının da payı var. Bu nedenle, İstanbul gibi size farklı sürprizler, manzaralar ...

bangkok'ta yürüyüşler: pazar yerleri, çin mahallesi ve harun camisi

Bangkok'un pazar yerlerini ve çiçekçilerini en sona bıraktım. Zaten canlı renklerle çevrelendiğiniz bu şehirde pazar yerleri tam bir şenlik. Önce Chatuchak'a gidiyorum. Burası çok büyük bir çarşı, şehir merkezinden biraz uzakta. Karmaşası bol, keşfedilecek şeyi çok. İnsanlar buradan genelde bir bavul eşyayla dönüyor. Hatta bavulu da buradan alıyor:) Bambu tabaklar, heykeller, boncuklar, tahta takılar, hasır şapkalar, renkli ipek eşarplar ne ararsanız var. Chatuchak alışverişini yolculuğun sonuna bırakmanın daha iyi olduğunu düşünüyor ve çiçek pazarını görmek üzere şehir merkezine geri dönüyorum.   Chatuchak pazarı, otobüs duraklarının olduğu kaldırımlara kadar taşıyor. Dükkanların yanı sıra kaldırımlara tezgah açanlar da var. Bu fotoğraf her bakışımda bana havanın sıcaklığını anımsatıyor.   Aslında Bangkok'un merkezinde her yer çarşı neredeyse. Öyle olunca renkler, kokular, sesler hiç eksik olmuyor sokaklardan.     Çok istediğim halde ç...