Böyle bir çiçek işte. Sert, kadifemsi bir dokusu var. Sarı, beyaz ve pembe renklerde bulunuyor ve nasıl anlatsam bilmem ki, harika kokuyor!
Biraz ileride tanrılara adak hazırlıkları var. Galungan Günü büyük bir gün, tanrıların adayı ziyaret ettikleri gün, o yüzden sunularda her zamankinden daha cömert davranılıyor. İnsan hayvancıklar için üzülmeden edemiyor tabii.
Bisikletle geçilen bir köyden manzaralar...
Ve oyun oynayan çocuklar.
Yük taşıyan kadınlar.
Başka bir sunak.
Genellikle bereketle ilgili figürlerin işlendiği, yapraklardan örülen dekoratif "lamak"lar.
Lamaklar bu karede solda görüldüğü gibi uzun da olabiliyor. (Bu kare Ubud merkezden, zaten süslemelerin daha gösterişli olmasından da anlaşılıyor. Lamak kontenjanından bu post'a girdi;)
Bambu ve pirinç saplarından süslemeler. Ortada lamak süsü. Lamak nedir artık herkes öğrendi;)
Pirinç tarlalarının yanından geçen bir kadın. Gülümsüyor, günümü iyice güzelleştiriyor.
Yol üzerindeki küçük bir lokantanın gelen geçenin dikkatini çekmek için karşı tarafa dizdiği hindistan cevizleri...Bizde de bu tür numaralar yapılır;)
O zaman bir mola. Hindistan cevizi ve artık ne çıkarsa bahtımıza!
Küçük aşçımız.
Menüde tavuk var.
Bir karşılama töreni gibi. İlk kez burada görüyorum bu figürleri....Ve yine bu kültürün sınırlarına pek de yaklaşamayacağıma inanmaya başlıyorum.
Bir tören için hazırlanmış mekan. Üzerinden yükselene dumanlarla filan çok uhrevi görünüyor. Ölü yakma töreni olabilir, Galungan günü için bir tören olabilir. Biz oradan geçerken kimsecikler yoktu. Sadece dumanlar tütüyordu. Kendimi başka bir aleme ışınlanmış hissettim.
Kulaklarına çiçek iliştirilmiş figürlerden...Bu figür de tanıdık gelmedi. Ne yapsam Ubud'da cahilliğim baki.
Her evin önüne dikilen bambu çubuklarından yapılan "penjor"lar.
Kara renkli çatılarda hurma bitkisinin (ijuk) tel tel ayrılan ve kararan yaprağı kullanıyor. Son derece dayanıklı bir malzemeymiş, şuradan öğrendim.
En çok gülümsemeyi Endonezya seyahatinde gördüm diyebilirim;)
Bir Ubud klasiği...
Bu da öyle...
Burada biraz durmak gerekiyor şimdi...
Çok hoş, resimler ile anlatma tekniginizi çok begendim. Bisikleti ben kullanıyorum gibi hissettim. Gitmek lazım bir ara listeye ekliyeyim.
YanıtlaSilResimler anlatıyor zaten, benim bir şey söylememe gerek kalmıyor API;) Listeye ekle mutlaka.
SilBu arada, bisiklete binmek harika bir şey!
Lamaklar cok guzel. Insanlari guleryuzlu. Ne dil konusuyorlar?
YanıtlaSilDidem, Balililer Bali dilini konuşuyorlar ama ülke genelinde Bahasa Endonezya dedikleri Endonezyaca konuşuluyor.
SilBahasa aslında Malay dili. Ülkede çok sayıda dil konuşulunca (Javaca, Sumatra dili, v.s.) kimseye hak geçmesin diye komşularının dilini resmi dil yapmışlar.
Silevet, bunu okuduğumda şaşırmıştım. onlar kısaca bahasa diyorlar ama biz endonezyaca diyoruz (öyle değil mi?). bu da tuhaf oluyor gerçi.
SilLamak, galungan,ijuk nedir öğrendim :), bir de link verdiğin güzel blogu tabii.
YanıtlaSilYeşillikler arasında bisiklet sürmek çok keyifli olmalı. Sayende gitmiş kadar olduk sevgili Alkım ama gitme isteğim hala sürüyor, kısa vadede çok mümkün görünmese de. İnsanlar gerçekten göründükleri kadar mutlu mu, yoksa sadece poz vermeyi mi seviyorlar ? Biz de bir adada dünya dertlerinden uzak yaşasak bu kadar mutlu olur muyuz ki ?
Işın, ne güzel sorular soruyorsun sen;) İnsanlar mutlu mudur bilmiyorum, emin olamıyorum daha doğrusu fakat güleryüzlü oldukları kesin. Aslında Tayland için söylenir bu, "gülümsemeler ülkesi" diye bilinir. Ben Endonezyalılar'ı da çok güleryüzlü buldum.
YanıtlaSilBen çok dışarıdan gözlemlemiş olsam da yine de bizimki kadar gerilimli bir yer olmadığını düşündürttü bana. Ki yoksulluğa rağmen.(Bence bizi ülkecek bu haliyle al bir adaya koy yine gerim gerim geriliriz gibime geliyor:)Tabii kendi başına gidiyorsan o ayrı. Gezmek o yüzden güzel olmalı. Bağlamdan koparak biraz uzaklaşabildiğin için.
İyi haftalar Işın! Sevgiler,
çok hoş bir bisiklet gezintisi olmuş, gitmiş kadar olduk. bu arada, bisikleti çok severim ama çok uzun zaman oldu bisikletle dolaşmayalı.
YanıtlaSilşahane yerde durmuşsun, böyle bir yere uzun uzun bakmak bütün sıkıntılarını uçurur insanın. figürler çok ilginç. ne renkli, şenlikli bir dünyaları var.
çok sevgiler.
bisikleti ben de severim, toronto'da iken epey kullanırdım fakat istanbul'da aklımın ucundan bile geçmiyor nedense;)oysa bisiklet müthiş bir özgürlük duygusu veriyor insana! ağaçların arasından bisikletle geçtiğini bir hayal ettim de...
YanıtlaSil"şenlikli dünya", tam da bu dünyaya yakışan bir söz gerçekten. uzaktan tanıklık etmek bile güzel.
çok sevgiler zerkacım.
Bisiklete binmeye çok geç başladım, Istanbul'da alışık değiliz ne de olsa:) Ama şimdi en büyük zevklerimden biri küçük Asya şehirlerinde bisikletle dolaşmak... Sayende küçük bir bisiklet turu daha yapmış gibi oldum oralarda Alkım.
YanıtlaSilSevgiler
Bisiklet harika bir şey. Küçükken binerdim ben. Sonra bir ara verdim. En son Toronto'da kullanmaya başlamıştım. Hafta sonları sabah kalkar kalkmaz bisiklete binip parka gidiyordum.
YanıtlaSilUbud'da bisiklete binmek de çok güzeldi. Pirinç tarlalarının, küçük köylerin yanından geçmek...
Ben de senin Asya gezintilerini dört gözle bekliyorum;)
Sevgiler.
Blog yazmanın en güzel yanı insanın kendi zevklerine ortak çıkabilecek arkadaşlar bulması bence! Kitaplar, liste yapmalar :), gezmelere doyamamalar. Bayıldım yazdıklarına...
YanıtlaSilBol gezmeli günler:)
Özlem çok haklısın. Ben de bloğu en çok, beni bunları paylaşabildiğim insanlarla buluşturduğu için seviyorum. Sana da iyi gezmeler;) Gezmek gibisi yok!
YanıtlaSilMerhabalar iyiki yorum biraktiniz guzel blogunuzdan haberim oldu. Benim blogumda Bali'de bir yakma toreni ve dennpasar pazari fotograflari var:) cok ozel bir yerdi bir gun Ubud'da pirinc tarlalairna bakan bir cafem olsun cok isterim. Simdi bloklarinizi inceleyecegim bu ilk merhabam oldu:)
YanıtlaSilBali'de ben de bir yakma törenine katıldım ama henüz onu yazamadım. çok etkileyici idi. adaya iki kere gitmiş olmama rağmen denpasar'ı görmedim, çok merak ediyorum ama. bir dahakine artık;)
SilHemen bakıyorum blogundaki fotoğraflara!
gene ben frangipan badem ezmesi demek fransizca acaba alakasi olabilir mi? o cicek sahane kokar dediginiz gibi:)
YanıtlaSilbeste, bilmiyordum frangipani'nin fransızca bir karşılığının olduğunu ama nefis kokuyor gerçekten. bir çiçek insana bu kadar mı mutluluk verir!
Sil