Ana içeriğe atla

bali'de tapınak gezileri

Adada (Ubud merkezli) günübirlik gezilere devam!  Yine Ary ile birlikte geziyoruz. Daha önce de yazmıştım, geziler için Balili biriyle anlaşmak en iyisi. Hem adalı biriyle gün boyu sohbet etme imkanınız oluyor hem de yolları çok iyi biliyorlar (o yollarda araba ya da motosiklet kullanabileceğine güvenenler bir kez daha düşünsünler;) Biz iki ayrı tur yaptık ama bir ya da en fazla iki yerden vazgeçip turu tek bir güne de sığdırmak da mümkün. (Nereden vazgeçerdim diye düşününce ben Goa Gajah'ı seçtim. İnsan bunu yazdığına da üzülüyor gerçi...)

1. TUR : Taman Ayun (Mengwi yakınında), Jatluwih (pirinç tarlaları) ve daha önce yazmış olduğum Ulun Danu Temple (Bedugul/ Bratan Gölü)
2. TUR: Goa Gajah (Elephant Cave), Gunung Kawi, Tirta Empul ve daha önce yazmış olduğum Batur Gölü, Batur Dağı,Kintamani.

Mengwi Krallığı'na ait olarak inşa edilmiş bir tapınak olan Taman Ayun ("suyun içindeki güzel bahçe") Besakih'teki ana tapınaktan sonra en önemli kraliyet tapınağı. Art arda dizilmiş, 3, 5, 7, 9 ve 11 katlı meru tapınaklar.
Tapınakların etrafını saran nilüfer havuzlarının tanrıların yaşadığı Meru Dağı'nı çevreleyen kozmik okyanusu temsil ettiği söyleniyor.

Üç ayrı kotta yer alan yeşil avlular ve tapınaklar.

Taman Ayun'da törenlerde halkı çağırmak ya da tehlikelere karşı uyarmak için kullanılan "kul-kul" kulesinden aşağı bakış. Kul kul, (tekrar eden kelimeler çoğunlukla çoğul olduklarını gösteriyor) kocaman ahşap çanlara verilen isim, rüzgar çanlarına benzeyen, güzel ve tok bir sesi var. Neye benzediğini görmek isteyenler şuraya bakabilir. 

Taman Ayun'un sakinlerinden:)


Pirinç tarlalarının arasında yer alan, Bali'nin en eski tarihi kalıntısı olduğu söylenen Gunung Kawi'. Gunung Kawi'nin 11. yüzyıldan kalma, kayalara oyulmuş kraliyet mezarları.


Güzel yaprak.

Üç arkadaşın hatrına bir kare daha.

Gunung Kawi'nin üzerine kurulduğu Pakerisan nehri ve okullular.

Asi gençlik ve Blues Brothers!

Kutsal su (Bali dilinde "toya", yüksek Bali dilinde "tirtha") hazırlayan budist rahip. Krishna "eğer eğitilmiş bir ruh; yaprakla, meyveyle, çiçekle ya da suyla bana sevgisini sunarsa ben de ondan gelen bu sevgiyi kabul ederim," diyor. Balililer'in çiçek ve yiyeceklerle sunu hazırlamasının teolojik temelini bu sözler oluşturuyor.


 Fotoğrafçının bir türlü yakalayamadığı simetri.

Dokunduğu her şeyi temizleyip güçlendirdiğine inanılan kutsal su dağıtılırken.

Çılgın kalabalıktan uzakta Clezio ve Gunung Kawi'nin asırlık taşları. Bu kare bana In The Mood For Love (Aşk Mevsimi) filminin son sahnesini hatırlatıyor.

Goa Gajah (Fil Mağarası),11. yüzyılda, iki farklı şeyin bir araya gelmesinin mucize yarattığı inancıyla iki nehrin birleştiği bir yerde inşa ediliyor. Mağaranın içerisi tamamen karanlık, küçük bir nişte Ganesha yer alıyor. Budist rahiplerin bir zamanlar buraya gelip mağara kapısından bir başka gerçekliğe geçerek inzivaya çekildikleri düşünülüyor. Mağaranın girişinde farklı hayvanların işlendiği bas rölyefler (alçak kabartmalar) yer alıyor. Mağaranın girişindeki figürün tanrılardan Bhoma olduğunu söyleyenler de var, Bali mitolojisinde çocukları yiyen cadı Randa olduğunu söyleyenler de.
Goa Gajah'ın avlusundaki kutsal havuzlar.

Goa Gajah'ın yemyeşil bahçeleri

Goa Gajah'tayız hala. Ne olursa olsun dev hayvan heykelleri olmayan bir Bali gezisi düşünülemez.

Ve bu ağaçsız...

Bu her yerinden suların aktığı adada su, dini açıdan o kadar önemli ki Balilerin dinine "kutsal su dini" dendiği de oluyormuş. Tarihi 11. yüzyıla dek giden Tirta Empul'un şifa getirdiğine inanılan, on iki çeşmeden akan suları. Balililer bu sulardan doldurup evlerine de götürüyorlar. 

Tirta Empul'daki havuzlardan biri. Bu sular nehirlerle Batur Gölü'ne bağlanıyormuş. Sol üst köşedeki modern yapı  ile ilgili çelişkili bilgiler edindim. Kimine göre Endonezya'nın ilk başkanı Sukarno'nun ziyareti için 1954'te yapılmış. Kimine göre ise ondan önceki dönemde yapılmış, sömürge yönetimine (Hollandalılar) ait bir binaymış. Daha sonra Sukarno için kullanılmış. Bizim cumhuriyet dönemi mimarisini andırıyor. 

Tapınak kapıları, Balililerin inancında kutsal olan dağı, aynı zamanda iyilikle kötülüğü simgeliyor. Tirta Empul'a gelenler önce tapınağa sunularını bırakıyorlar, sonra da kutsal sularda yıkanıp dua ediyorlar.

Yorgun ve mutlu gezgin sarong ve kuşağıyla Tirta Empul'un tapınaklarını geziyor. Kadın ve erkeklerin belli tapınaklara girerken sarong giyip bellerine bir kuşak bağlamaları gerekiyor. Ben sarongu yanımda getirmiştim, kuşağı orada verdiler. 
Bali gezisinin sonlarına yaklaşıyorum. Lovina, Amed ve pirinç tarlalarından sonra Java adasına geçeceğim. Bir süre daha Endonezya'dayız yani;) Bu coğrafya bitmesini istemediğim bir kitap gibi...

Yorumlar

  1. Film platosu gibi ama gerçek. Takipteyiz.

    YanıtlaSil
  2. buralar daralttığında kaçmak iyi oluyor bu "film platosuna":)

    YanıtlaSil
  3. I don't understand the text but the photos look just fantastic. I have to go there!

    YanıtlaSil
  4. Thanks Jamaya! Yes, you should:)

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Alkım,

    inanılmaz yerler. gezmek için çok güzel yerlere benziyor ama öte yandan da ürkütüyor.
    buraları gezmek için turlamı gitmek lazim. sen nasıl daraldığında kacabilyorsun.

    beyhan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyhan hoşgeldin,
      Geçen gün aklımdan geçmiştin, yorumunu görmek güzel bir sürpriz oldu bana.

      Daraldığımda kaçabilsem keşke:) Bali'ye iki kere gitmişliğim var.
      Fakat gitmesine ön ayak olduklarım var. Hiç ürkütücü bir yer olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Sen karar verirsen, sana da elimden geldiğince tyardımcı olurum. Turla gitmeye gerek yok bence. Turlar maalesef deniz kıyısı diye Kuta ve yakınlarına gidiyor. Oysa Bali'ye denizden çok kültür için gidilmeli. (Sualtı açısından zengin fakat denizi çok iyi değil.) Kültürün merkezi de Ubud.

      Sevgiler,

      Sil
  6. Selam Alkım, size bir blog tavsiye edebilir miyim:)

    http://thekitchencrashers.com/2012/12/02/izlanda-4-buyuk-final-kuzey-isiklari/

    YanıtlaSil
  7. hemmen bakıyorum:) teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

vigo'da güneşli pazartesiler - arabayla kuzey ispanya

Vigo , Avrupa’nın sonuna itilmiş haliyle İspanya’dan çok Portekiz’e ait bir şehir gibi. Zaten sınıra da çok yakın. Bu şehri gözümde anlamlı yapan şeylerden biri de, itiraf edeyim ki Güneşli Pazartesiler filminin çekildiği yer olması. Filmde işsiz kalan tersane işçileri şehrin yoksul bölgelerinde aylakça dolaşırlar, feribot kaçırıp gezintiye çıkarlar. Javier Bardem feribotta güneşin altında gözlerini kapatır, adeta zihnindeki düğümleri güneş altında çözülmeye bırakır. Şehre yağışlı, fırtınalı bir Kuzey İspanya gezisinin sonunda uğruyoruz ve bu güneşli hava bize ilaç gibi geliyor. Burasının diğer Kuzey şehirlerinden daha rahat bir havası var. Santiago de Compostela ’dan daha dünyevi, San Sebastian ’dan daha mütevazı, iç kısımdaki Leon 'a göre ise bir sahil şehri. Aslında Vigo için rahatlıkla, gördüğüm en düzensiz yerleşime sahip İspanyol şehri diyebilirim. Bunda tepelerin üzerine kurulmuş olmasının da payı var. Bu nedenle, İstanbul gibi size farklı sürprizler, manzaralar ...

bangkok'ta yürüyüşler: pazar yerleri, çin mahallesi ve harun camisi

Bangkok'un pazar yerlerini ve çiçekçilerini en sona bıraktım. Zaten canlı renklerle çevrelendiğiniz bu şehirde pazar yerleri tam bir şenlik. Önce Chatuchak'a gidiyorum. Burası çok büyük bir çarşı, şehir merkezinden biraz uzakta. Karmaşası bol, keşfedilecek şeyi çok. İnsanlar buradan genelde bir bavul eşyayla dönüyor. Hatta bavulu da buradan alıyor:) Bambu tabaklar, heykeller, boncuklar, tahta takılar, hasır şapkalar, renkli ipek eşarplar ne ararsanız var. Chatuchak alışverişini yolculuğun sonuna bırakmanın daha iyi olduğunu düşünüyor ve çiçek pazarını görmek üzere şehir merkezine geri dönüyorum.   Chatuchak pazarı, otobüs duraklarının olduğu kaldırımlara kadar taşıyor. Dükkanların yanı sıra kaldırımlara tezgah açanlar da var. Bu fotoğraf her bakışımda bana havanın sıcaklığını anımsatıyor.   Aslında Bangkok'un merkezinde her yer çarşı neredeyse. Öyle olunca renkler, kokular, sesler hiç eksik olmuyor sokaklardan.     Çok istediğim halde ç...