Ana içeriğe atla

umman gezi notları - 4 / deniz

umman deniz
Umman'da son gecemizi, Muskat'a 15 km. uzaklıkta bir koyun kenarında yer alan Oman Dive Center'ın bungalovlarında geçiriyoruz. Koyun sularının bazı dönemlerde gel-git etkisiyle çekildiği ve sığlaştığı söyleniyor, biz sanırım suların çekilmediği bir döneme denk gelmiştik.

umman deniz kenarında bungalovlar
Ahşap ve sazdan kulübemiz! Burası kalmak için son derece sakin ve güzel bir yer. Gece yıldızlar bir harika! Umman'da gece de gündüz de gökyüzü ayrı güzel. Gelgelelim sabah odada göz göze geldiğim şöyle bir davetsiz misafir bende bir heyecan yaratıyor tabii. 
umman deniz kenarında bungalovlar açık banyo
Açık havada duş.
umman deniz kenarında bungalovlar 
umman deniz kenarında bungalovlar

umman sahil plaj
Suyun durgunluğu ve berraklığı inanılmaz ama Şubat ayı olması nedeniyle biraz soğuk. Yine de insan girince alışıyor:) Avrupalı bebeler her zamanki su soğukmuş filan bana mısın demiyorlar. 
umman dive centre plajı 
umman dive centre deniz

umman dive centre plaj
Şubat ayı olduğundan mıdır bilmiyorum ama turistlerle dolup taşan bir yer değil. Yaz sıcaklarında buraya gelen oluyor mudur, merak ediyorum. O gece uçağımız olduğundan fazla kalamıyoruz.
umman muskat plaj
Oman Dive Center'a komşu bir koy. Bu koyda daha karışık bir kalabalık var. Hem Ummanlılar hem de turistler bu koyda bir arada. 
muskat sahil
 muskat sahil
muskat yakınlarında bir kasaba
Yolda geçilen bir kasaba. 
mumtaz mahal'de akşam yemeği muskat
Son akşam yemeğini Qurum National Park'ın bir ucunda yer alan Mumtaz Mahal'de yiyoruz. Qurum National Park'ta gece tam bir şenlik havası hakim. Kışın gündüz vakti hava çok sıcak olmamasına rağmen, insanlar daha çok geceleri sosyalleşiyorlar anlaşılan. Park insanlarla dolu. 
Mümtaz Mahal şehrin bilinen Hint lokantalarından biri -Umman'da Hint mutfağı çok yaygın- ve bir tepenin üzerine kurulmuş, güzel bir gece manzarası var. Fotoğrafı çekmek nedense yemeği yedikten sonra aklıma geliyor, napalım artık;) 
Ve üç günlük Umman gezisini Muskat'ın günbatımını, gemileri ve durgun koyu izleyerek sonlandırıyoruz.
muskat kordon günbatımı 
muskat limanı gemiler

muskat corniche'te gece ışıkları
 

Yorumlar

  1. Güzel bir gezi olmuş. Gezmeye değer gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben severek gezdim Umman'ı. Bir daha gidersem Salalah'ı görmek isterim. Bir de Nizwa'yı:) Sevgiler.

      Sil
  2. Muskat biraz fazla çorak . Yahu Umman'da kim bulmuş yeşilliği diyebilirsin. Ama işte bir su görünce kenarında gözüm yeşil bir şey arıyor alışkanlıktan. O yüzden denizden direk kahverengi çorak kayalıklara geçilmesi tuhaf geliyor bana. Bir de şu beyaz evler, onlar da tuhaf.. Bilmiyorum.
    Mesela Ubud yazıların bana 'Görmeden ölmeyeyim' dedirtmişti, bu öyle değil.
    Ama denizi gerçekten güzel görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karadut, yeşillik orada öyle nadir bir şey ki görünce pek takdir ediyorsun onu. Ama bana o çoraklık da güzel geldi. Çok dramatik, görmeye alışmadığım bir doğa. Gökyüzünün mavisi, denizin yeşili filan alışık olmadığım bir tondaydı. Bu farklılık insanı etkiliyor, yanından öylesine geçip gidemiyorsun. Bir de Muskat, gerçekten de gördüğüm hiç bir şehre benzemiyordu.
      Ubud'a gelince, orası "Ubud mon amour":) Yeryüzü cenneti de denilebilir. Onunla boy ölçüşmek kolay değil. Zaten baksana bir girdim çıkamadım oradan:)Umarım gidersin. Öyle bir durum olursa öneriler için yazışalım mutlaka.
      Sevgiler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

vigo'da güneşli pazartesiler - arabayla kuzey ispanya

Vigo , Avrupa’nın sonuna itilmiş haliyle İspanya’dan çok Portekiz’e ait bir şehir gibi. Zaten sınıra da çok yakın. Bu şehri gözümde anlamlı yapan şeylerden biri de, itiraf edeyim ki Güneşli Pazartesiler filminin çekildiği yer olması. Filmde işsiz kalan tersane işçileri şehrin yoksul bölgelerinde aylakça dolaşırlar, feribot kaçırıp gezintiye çıkarlar. Javier Bardem feribotta güneşin altında gözlerini kapatır, adeta zihnindeki düğümleri güneş altında çözülmeye bırakır. Şehre yağışlı, fırtınalı bir Kuzey İspanya gezisinin sonunda uğruyoruz ve bu güneşli hava bize ilaç gibi geliyor. Burasının diğer Kuzey şehirlerinden daha rahat bir havası var. Santiago de Compostela ’dan daha dünyevi, San Sebastian ’dan daha mütevazı, iç kısımdaki Leon 'a göre ise bir sahil şehri. Aslında Vigo için rahatlıkla, gördüğüm en düzensiz yerleşime sahip İspanyol şehri diyebilirim. Bunda tepelerin üzerine kurulmuş olmasının da payı var. Bu nedenle, İstanbul gibi size farklı sürprizler, manzaralar ...

gezginlerin aşırı acıklı san sebastian deneyimi

İtiraf edeyim ki plaj şehirlerini oldum olası pek sevememişimdir. Yazın kumsalların insan yığınlarıyla dolduğu sahiller bende hep bu çılgın kalabalıktan uzaklaşma isteği uyandırır, Güney kıyısında büyümüş olmama rağmen Kuzeyli damarım kabarır. Bu Kuzey Avrupa gezisinin en gösterişli şehri olan San Sebastian 'a da (Baskça ismi Donostia ) bu yüzden midir bilmem çok büyük bir heyecan duymadan gittim. (Bu şehre haksızlık yapıyor olabilirim ama pek de merhametime ihtiyacı olmayan bir şehir burası.) Kafamda sevimsiz bir sıcakla ve plaj resmiyle bağdaştırarak gittiğim San Sebastian'da, -artık evrene ne tür bir sinyal göndermişsem- karşımda yukarıdaki gibi günlük güneşlik bir kent yerine yağmuru ve sert rüzgarlarıyla insanı sersemleten bir şehir buldum. Aslında bu Kuzey şehrini daha fazla sevebilirdim fırtınalı ve yağışlı bir havada görmemiş olsaydım. (Yazarın bu paragraftaki tutarsızlığını, çelişkili ifadelerini hemen farkettiniz sanırım.) Bu yaz fotoğrafları, Clezio'nun ...