Ana içeriğe atla

vigo'da güneşli pazartesiler - arabayla kuzey ispanya


Vigo, Avrupa’nın sonuna itilmiş haliyle İspanya’dan çok Portekiz’e ait bir şehir gibi. Zaten sınıra da çok yakın. Bu şehri gözümde anlamlı yapan şeylerden biri de, itiraf edeyim ki Güneşli Pazartesiler filminin çekildiği yer olması. Filmde işsiz kalan tersane işçileri şehrin yoksul bölgelerinde aylakça dolaşırlar, feribot kaçırıp gezintiye çıkarlar. Javier Bardem feribotta güneşin altında gözlerini kapatır, adeta zihnindeki düğümleri güneş altında çözülmeye bırakır. Şehre yağışlı, fırtınalı bir Kuzey İspanya gezisinin sonunda uğruyoruz ve bu güneşli hava bize ilaç gibi geliyor.
Burasının diğer Kuzey şehirlerinden daha rahat bir havası var. Santiago de Compostela’dan daha dünyevi, San Sebastian’dan daha mütevazı, iç kısımdaki Leon'a göre ise bir sahil şehri. Aslında Vigo için rahatlıkla, gördüğüm en düzensiz yerleşime sahip İspanyol şehri diyebilirim. Bunda tepelerin üzerine kurulmuş olmasının da payı var. Bu nedenle, İstanbul gibi size farklı sürprizler, manzaralar sunan bir şehir.  
Vigo, İspanya’nın en büyük balıkçılık limanı. Zaten denizle ilişkisini neye baksanız görüyorsunuz. Vigo Körfezi, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ta bir bölüme ismini veriyor. Kaptan Nemo, buradaki bir batıkta aramalar yapıyor. Şehirde, kitabı yazdıktan sonra burayı ziyaret eden Jules Verne anısına, yazarın ahtapot üzerine (biraz rahatsız bir şekilde) oturtulduğu bir heykel dikiliyor. Vigo, zaten görebildiğim kadarıyla heykeller şehri. Hemen her köşede karşınıza bir heykel çıkıyor. En çok da devasa büyüklükteki modern heykellerinden etkileniyorum. Hatta Isaac Cordal isimli bir heykeltraşın çok etkileyici heykelleri varmış fakat bunu geç öğrendiğimden izine rastlayamadım.

Kaçırılmaya aday bir tekne!
San'at!
 Bir zamanlar Vigo. (Foto: kaynak)
Vigo’da dolaşırken biraz da hayalgücüyle, denizci mahallelerinin iyotlu havasını soluyor gibiydim, özellikle ıssız ve tekinsiz görünen mahallelerinde dolaşırken Bir ara balıkçıların yan yana dizildiği, hemen önünde bir tenteyle ahşap sandalyelerin atıldığı salaş balıkçı lokantalarına rastlıyoruz ama yemek henüz başlamamış. 
 Açlık başımıza vurmadan şehrin kordonunda -bir rahatlığın göze çarptığı her güneşli sahil şehri bize İzmir- rastgele bir yer seçip oturuyoruz. Ahtapot, midye ve patates/biber kızartması ısmarlıyoruz ortaya. Ahtapot taze, biberler harika! Akşam daha oturaklı bir balık yemeği hayal ediyoruz…Ama kısmet! (Tahmin edersiniz ne olacağını:))
Aslında Endülüs deyip dursam da mutfak açısından kuzey hep bir adım öne çıkıyor. Özellikle Bask mutfağı ve Galiçya bölgesinin deniz ürünleri. Ülkede tüketilen balıkların yarısı Galiçya’da tutuluyormuş. Gerçi ben oradayken İspanya karasularındaki balıkların aşırı avlanma nedeniyle tükenmeye yüz tuttuğu, balıkçıların epey yol katettikleri konuşuluyordu.
Güneşli günün hali bir başka.
Bu tür buluşmalara Granada'da çok rastlardım. Özellikle ikindi çayında (La Merienda) teyzeler kafeleri doldururdu.
Bayıldım bu heykele!

Eski şehrin (Barrio del Berbes) meydanlarından birindeki kafeler. Sadece içecek satılıyor!
- Hiç mi yiyecek bir şey yok?
- Hiç yok!
Burası da öyle!

Ve biz yine yemek yemeyi başaramayıp biraz da yorgunluğun etkisiyle çok beklemek istemeyerek otele dönüş yapıyoruz.
Şehrin simgesi haline gelmiş Selino heykeli, alışveriş caddesindeki (Puerta del Sol) küçük bir meydanda yükseliyor.
 Vigo'da çarpık kentleşme;) (Barış'ın objektifinden)
Hotel Ipanema'nın çatısından görüntü.(Barış'ın objektifinden) Gezide diğer kaldığımız yerlere göre biraz kasvetli bir otel seçmişiz ama onun dışında temiz, rahat. Nedense Kuzey İspanya gezisinin en aklıma kazınan şehirlerinden oldu Vigo. Tekrar gitmek isterdim.

Yorumlar

  1. Gezmiş kadar oldum oraları..inşallah bir gün yolum düşer oralara :)

    YanıtlaSil
  2. Çok sevindim, ne mutlu bana sevgili Mor İncir. Çok sevgiler!

    YanıtlaSil
  3. Resimler super olmus elinize saglik.
    Uzakta olsak resimlerini gormek yurtan cok hos
    Budapesteye yolu dusenleri konuk edebilmek dileklerimle
    www.budapeste.net Ömur boyu hep guzellikleri paylasabilmek ne guzel
    tskler

    YanıtlaSil
  4. "Gerçekten Budapeşte harika ve sakin bir şehir.Tekrar gitmiş gibi olduk:) Ben gItmeden önce rehber ayarladım. Arkadaşlar süperlerdi. Havalimani transferini ve şehir turu kusursuzdu ve fiyatları uygundu. ( www.budapestetur.com ) Vaktinizi iyi kullanmak için kesinlikle aynısını yapın derİm. Şehri hikayeleri ve tarihiyle gezmek çok zevkliydi. Estergona gelmiş gidin derim.
    "

    YanıtlaSil
  5. Yaşam alanlarında kullanılan, yaz – kış istenilen sıcaklık ayarı ile çalışan klimalar, iklimlendirilmek istenilen mekânda ve dış ortamda mevsim koşullarına göre farklı hava şartlarına maruz kalırlar.daha fazlası için
    http://www.klimaservis.com/klima-bakim-servisi/
    ‪#‎klima‬ ‪#‎klimaservis‬ ‪#‎klimabakım‬

    YanıtlaSil
  6. Profesyonel anlamda klima bakım hizmeti almak isteyenler klima servis danışmanlığında yerinde tespit ve çözüm hizmetlerinden yararlanabilirler. Deneyimi ve bilgisi ile bugüne kadar yüzlerce firma ve kişiye özel çözümler sunmuş olan klima servis, klima danışmanlığında rakipleri arasından sıyrılarak size en iyi hizmeti veriyor. Kullanmakta olduğunuz cihazınıza periyodik olarak yapılan klima bakım işlemleri ile gelecekte yaşayabileceğiniz sorunlar minimuma indiriliyor…
    http://www.klimaservis.com/
    #klimaservisi #klima #klimayetkiliservis

    YanıtlaSil
  7. Sapanca otel fırsatlarından yararlanarak bu hafta sonunu huzur ve konfor içinde geçirmek istemez misiniz? Göz alıcı güzellikteki bu coğrafyada, yeni açılan kaliteli otellerde kalacak, manzaranızın tadını çıkaracaksınız. Panoramik Sapanca manzarasına karşı Sapanca otel hizmetlerinden yararlanabilirken dilediğiniz an heyecanlı aktivitelere katılabilirsiniz.
    http://www.sapancaotel.com.tr/
    #sapancaotel #sapancaotelleri #sapanca

    YanıtlaSil
  8. Uludağ turları, kış mevsiminde keyifli vakit geçirmek, sömestr ve hafta sonu tatillerini değerlendirmek için en önemli fırsat. Türkiye’nin ilk kayak merkezi olma özelliğine sahip Uludağ’da günübirlik, hafta sonu turları ile sömestr tatilleri dolu dolu geçirmek istiyorsanız sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
    http://www.uludagotel.com.tr/
    #uludağotel #uludağotelleri #uludağotelfiyatları

    YanıtlaSil
  9. Girişimci, Eğitmen, Fotoğrafçı, Marka Koçu ve Yazar Orhan Gürbüz, 3 şirket, 10 hizmet, 11 eğitim markasıyla Türkiye’nin önde gelen girişimcileri arasında yer almaktadır.
    http://www.orhangurbuz.com/
    #girişimci #liderlikeğitimi #satışeğitimi

    YanıtlaSil
  10. Dans Akademi Türkiye’nin en çok tercih edilen dans kursu, profesyonel eğitmenler, kaliteli eğitim, ekonomik fiyatlar, dans koçluğu ve özel ders programları.
    www.danskursu.com.tr
    #danskursu #danskursları #danskurs

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

bangkok'ta yürüyüşler: pazar yerleri, çin mahallesi ve harun camisi

Bangkok'un pazar yerlerini ve çiçekçilerini en sona bıraktım. Zaten canlı renklerle çevrelendiğiniz bu şehirde pazar yerleri tam bir şenlik. Önce Chatuchak'a gidiyorum. Burası çok büyük bir çarşı, şehir merkezinden biraz uzakta. Karmaşası bol, keşfedilecek şeyi çok. İnsanlar buradan genelde bir bavul eşyayla dönüyor. Hatta bavulu da buradan alıyor:) Bambu tabaklar, heykeller, boncuklar, tahta takılar, hasır şapkalar, renkli ipek eşarplar ne ararsanız var. Chatuchak alışverişini yolculuğun sonuna bırakmanın daha iyi olduğunu düşünüyor ve çiçek pazarını görmek üzere şehir merkezine geri dönüyorum.   Chatuchak pazarı, otobüs duraklarının olduğu kaldırımlara kadar taşıyor. Dükkanların yanı sıra kaldırımlara tezgah açanlar da var. Bu fotoğraf her bakışımda bana havanın sıcaklığını anımsatıyor.   Aslında Bangkok'un merkezinde her yer çarşı neredeyse. Öyle olunca renkler, kokular, sesler hiç eksik olmuyor sokaklardan.     Çok istediğim halde ç...