Ana içeriğe atla

ARMA müzesi

ARMA Müzesi (Agung Rai Museum of Art), Bali'den ve ülke genelinden ressamların klasik ve modern resimlerinin görülebileceği etkileyici bir müze. Tapınak kapısını andıran kapısının önünde geceleri Kecak ve Legong dansları sergileniyor. (Geceleyin dansların sergilendiği mekanlar dramatik ışıklandırmalarla büyüleyici görünüyor. Bali'de geleneksel dans izlenecekse Ubud'da izlenmeli.) Arma'da hafta içi 15:00- 17:00 arasında Ubudlu çocukların dans çalışmalarına rastlanabiliyor.
Müze, Bali resmini etkileyen isimlerden biri olan Alman ressam ve müzisyen Walter Spies'in resimlerini de görme fırsatı tanıyor. Geleneksel Bali resminin Wayan, Kamasan gibi farklı tarzları var. Resimler neredeyse monokromatik ve genellikle gündelik hayattan veya Hint destanlarından hikayeler anlatıyorlar.

Müzenin en etkileyici resimlerinden biri, Endonezya'nın önde gelen sanatçılarından, 19. yüzyıl ressamı Javalı  Raden Saleh'in "Javalı soylu adam ve karısı." Bu resim bana Frida Kahlo'nun Diego ile yanyana olduğu bir resmini anımsattı.

Walter Spies'ın müthiş resimlerinden biri. Bu resim Puri Lukosan'dan. ARMA'da ise ressamın pirinç tarlalı resimleri var.

Gusti Nyoman Lempad (1876'da doğuyor ve 116 yıl yaşıyor ressam) en özgün ressamlardan biri. Mahabarata ve Ramayana destanlarından alınmış hikayeleri resmediyor. Bu resim de Puri Lukisan Müzesi'nden bir örnek. "Durma annesiyle buluşuyor." Daha fazla resmini görmek için Neka Müzesi'ni ziyaret etmeli.

Yine Hint destanlarına dayanan hikayeler anlatan geleneksel tarzdaki resimlerden biri.

Batılı resim geleneğinin Bali'nin resim sanatı üzerindeki etkilerine bir örnek.

Bana Alis'i anımsattı bu resim. Farklı tarzlardan biri. Resmin ya da ressamın adını not almamışım.

Doğanın, insanların, hayvanların birbirine karıştığı bu tip resimler çok yaygın. Doğanın dilini çözmek bu olsa gerek.

ARMA'nın bahçesinden.

"İri" bir örümcek kardeş;)

ARMA'nın geniş bahçesinde konaklama hizmeti sunan lüks bungalovlar.

Yorumlar

  1. Arma'nin bahcesi de tablolar da bir harika! Sana Alice'i hatirlatan resim bana da hatirlatti. O orumcek umarim sen foto cektigin sirada ustune atlamadi?:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Didem, demek sadece ben değilim bunu düşünen. Zaten genel olarak Bali'de dolaşırken zaman zaman Alis olduğumu hayal ettim. Örümcek kardeş, çok usluydu, hakkını teslim edeyim hemen;)

      Sil
  2. muhteşem bir yer çok teşekkürler paylaşımların ve güzel resimlerin için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilera selam, yazarken aklımdasın, oralara yolun düşeceği zaman haber et mutlaka. Birileri giderken en az kendim gidecekmiş gibi heyecan duyuyorum doğrusu. Sevgiler.

      Sil
  3. sadece vaaow demek geldi içimden, müthiş!:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. heeey, mualla da buradaymış. mutlu ettin beni! yaşasın, yaşasın;)

      Sil
  4. ellerimi çırparak, ne güzel ne güzel ben de gitsem, diyorum şu anda:) resimler büyüleyici, ne kadar farklı bir üslupları var. bazı resimler bana, afrikalıların “tinga tinga” dedikleri resimleri hatırlattı birazcık, ama çok farklılar yine de. şu bahçedeki koltukta bir süre uzanayım ben:)
    sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zerkacım, tinga tinga ne imiş baktım şimdi. haklısın, onu andıran bir yanı var figüratif olarak, özellikle doğa ve hayvanların iç içe geçtikleri resimlerin. tinga tinga daha renkli tabii.(ne hoş resimlermiş bu arada. bayıldım!)
      doğrusu bu blog yeniden yolculuğa çıkarıyor beni. seviyorum üstünden geçmeyi;)
      tez zamanda yolculuk diliyorum sana tekrar. koltuk tam öğle üzeri şekerleme yapma koltuğu;)

      Sil
  5. Hangi resme bakacağımı şaşırdım. İşte bunu sevdim derken, bir alttakine de bayıldım, demek ki hiç bilmediğim Bali resmi tam da benim tarzımmış;)
    Walter Spies'ın, ormanda yürüyen insan ve hayvanlı resmi çok etkileyici, sana katılıyorum, müthiş.
    Javalı soylu adam ve eşi ne kadar mutsuz görünüyorlar, ve resme ne çarpıcı bir şekilde yansımış bu, şaşırmamak mümkün değil.
    Hiç bilmediğim bir resim türünü tanıttın bana Alkım, ne kadar batı etkisi görülse de bambaşka bu çizimler, tuhaf, güzel.

    Bu, görsellerle dolu, harika bilgiler veren ve işin en güzel yanı hepsi senin el emeğin olan postlar için sana ne kadar teşekkür etsem azdır Alkımcığım. Sabah sabah, hatta sabahın köründe (saat altı!) uykum açıldı ve merakla verdiğin linkleri okuyorum şimdi. Tingatinga neymiş onu bile öğrendim, çok yaşa sen. (tingatinga için Zerka'ya da teşekkürler, ben böyle bir tekniği hiç duymamıştım)

    Ne tuhaf; Afrika için denir ama sadece orası değil, bazı yerler hep kayıp, bilinmiyor. Ne sanatı ne de yaşayışları. Belgesel şeklinde gelip geçiyorlar önümüzden.

    Sabah oldu bile. İyi bir gün diliyorum herkese, pırıl pırıl, resim, müzik ve sanatla dolu;p Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Justinecim, yorumun çok mutlu etti beni. Paylaştıklarının karşılık bulması ne güzel!!!

    Bazı yerler kayıp, hakikaten öyle. Okullarda okutulan, yüzümüzü çevirdiğimiz tarih, kültür ne kadar sınırlı. İnsan onu farkediyor. Sanırım o yüzden buralar bu kadar etkiledi beni. Yeryüzü cenneti deyip deyip durmamın sebebi bu belki de. Küçücük bir adada bu kadar zengin bir kültürü görünce insan hayrete düşüyor, kimbilir neler neler var daha.

    Ne güzel ki bunları paylaşabiliyorum. Asıl ben sana teşekkür ederim. Nöbet sonrası sana güzel, keyifli bir gün diliyorum. ("Resim, müzik ve sanatla dolu" okurken bile için açıldı!)

    Bugün burası güneşli, neredeyse bir Haziran havası var dışarıda. Birileri seni duyuyor olmalı;)

    YanıtlaSil
  7. Grafiklere bayıldım henüz Uzakdoğuda olmadım ama bir gün mutlaka :)

    YanıtlaSil
  8. Bizim çok tanıdık olmadığımız çizgiler. Sanırım o yüzden çok etkileyici geliyor insana. Uzakdoğu ise bir derya, fırsat yaratıp mutlaka gidilmeli;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder