Ana içeriğe atla

umman gezi notları - 3 / muskat

muskat umman
Bir şehre gittiğimde az çok o şehirle ilgili kafamda bir resim olur. Apar topar gittiğim Muskat'ta beni neyin beklediğini bilmiyordum ve geldikten sonra anladım ki burası gördüğüm hiç bir şehre benzemiyor. İki doğal liman üzerine kurulan Muskat, şehrin iç kesimlerine kadar uzanan dağların da etkisiyle dağınık bir şehir. Kuş uçuşu birbirine yakın olan yerler arasında epey mesafe katetmeniz gerekebiliyor. Yukarıda, limanlardan birinin olduğu bölge Mutrah görünüyor.
Ummanlılar denizci bir millet. Hatta 1001 Gece Masalları'nın denizci Sinbad'ını da sahipleniyorlar. Her ne kadar bir masal karakteri de olsa -Iraklılara sorsanız bir Bağdatlı olan- Sinbad Umman için önemli bir simge. Sinbad'ın Umman'ın eski başkenti Sohar'da doğduğuna inanılıyor. 
muskat umman
1700 kilometrelik bir kıyı şeridi olan Umman'ın en karakteristik anıtları tarihi kaleleri ve hisarları. Göremediğim ve içimde kalan Nizwa kalesi, ülkenin en görkemli ve en fazla ziyaret edilen anıtı. Ne diyelim, bir dahaki sefere:)
Yukarıda Mutrah kordonunda (burada "Corniche" olarak biliniyor) Portekizliler tarafından 16. yüzyılda yapılan Mutrah Kalesi görünüyor. Kaleye tırmanılabiliyor fakat içine girilmiyor.
muskat umman
Muskat körfezinin girişinde yer alan Al Jalali ve Al Mirani hisarları da şehrin Portekiz işgali sırasında Portekizliler tarafından yapılıyor. Sultan Kabus bin Said (Umman'ı 1970'den beri yöneten kral) zamanında müzeye dönüştürülüyor. Bu sultanla birlikte ülkenin bir kültürel dönüşüm yaşadığı ve Umman'ın dış dünyadan yalıtılmış bir ülke olmaktan çıktığı söyleniyor. Sultan'dan önce ülkede sadece iki ilkokul bir hastane varmış.
muskat umman

Mutrah kıyısında boy boy gemiler, tekneler. Sinbad'ın teknesi de bunlardan biriydi herhalde:)
Mutrah denince akla ilk gelen yerlerden biri "Corniche" kenarında yer alan Mutrah Çarşısı (Mutrah Souk). Kapalıçarşı'yı andıran çarşı, gece 11'e kadar açık. Daha çok Hindistan'dan gelen kumaşlar, örtüler, kıyafetler, boncuklar satılıyor. (Hindistan, aslında buraya en yakın ülkelerden ve Afrika'dan olduğu gibi Hindistan'dan da çok fazla kişi çalışmak üzere buraya geliyor.) Umman'a has günlük ağacı tütsüleri, kokuları le altın ve gümüş işleri var. Kapalıçarşı'nın "turiste özel" fiyatı ve pazarlık şartı burada da geçerli.

Umman'da gördüğüm camiler, -minarelerin 18. yüzyıla kadar Umman camilerinde yer almıyormuş- daha serbest bir mimari gelenek içinde tasarlanmaları açısından beni şaşırtıyor. Muskat'ın güzel camileri şurada güzel fotoğraflarla birlikte listelenmiş. İçinde Osmanlı Mimarisi geleneğiyle yapılan bir cami de var.Bu gezi sırasında henüz yapılmamış olan epey ihtişamlı Sultan Kabus Ulu Camisi'nin de, cami mimarisindeki farklı mimari gelenekleri mekanlar arası geçişlerle bir araya getirdiği söyleniyor. Umman'da camiler ibadetin yanı sıra düğün gibi farklı törenler için de kullanılıyormuş.  
muskat umman
Mutrah'ın ilk konutlarından olan, 18 yüzyıldan kalma bir tüccar evi. Bu bölgedeki eski yapıların 300 yıl önce Hindistan'dan gelen Arap kabilesi Lawatiler tarafından yapıldığı söyleniyor. Arkada yine mavi çiniden minaresiyle (ilk fotoğrafta soğan kubbesi de görünüyor) İran camilerine benzeyen bir formda yapılmış Lawatiya Camisi görünüyor.
muskat umman
Al Mirani hisarının arkasında yer alan Al Khor Camisi, kraliyet ailesinin camisi olarak biliniyor. Bu caminin içi, çini işlemeli tavanı özellikle görülmeli. Kendim fotoğraflayamadığım için bir siteden aldığım fotoğrafları koyuyorum. 
muskat umman
                                                                                                                                 foto: omantripper.com
foto: omantripper.com
muskat umman
Muscat'tan başka bir cami. Camilerin şehirdeki yapıların ölçeğine uyum gösteren bir şekilde tasarlanmaları -bizdeki ölçeği kaçmış camileri düşünürsek- insana çok güzel geliyor.
muskat umman
  Şehrin ilginç bir coğrafyası olduğundan yürürken beklenmedik şehir manzaralarıyla karşılaşıyorsunuz. Öğlen 13:00-17: 00 arası dükkanlar kapalı, sokaklar boş. Muscat, İstanbul'dan sonra öğle uykusuna yatmış bir şehir gibi.
muskat umman
Muscat'ın boş sokaklarında yürüyoruz. Gördüğüm en koyu mavi gökyüzüyle göz alıcı bir zıtlık oluşturan, ne olduğunu bilmediğim beyaz yapılar, güzel bahçeler ve begonviller...Şubat ayında güneşli bir sokakta, zahmetsizce yürümek bile güzel.
muskat umman
muskat umman
Muskat'ta bölgeler birbirinden kopuk. Bir süre sonra arabayla, otelin olduğu Qurum tarafına gidiyoruz. Umman'a otellere bakmadan geliyoruz ve çok az otel alternatifinin olması bize güzel(!) bir sürpriz oluyor. Üstelik otellerde üst limit sonsuza dek gidiyor gibi. Bulabildiğimiz en uygun fiyatlı otel Qurum Beach Hotel oluyor. Otel sıradan ama  bol ağaçlı, gölgeli, sakin mahallesi çok güzel.
muskat umman
Qurum, sahil kenarında, bir tepenin üzerinde yer alan, oldukça yeşil bir bölge. 
muskat umman otel
Qurum Beach Hotel'in arka taraflarından sahile doğru bakış.
muskat umman
Etrafta yürüyüş yaparken mahallenin bakımlı bahçeli, varlıklı evleri dikkatimizi çekiyor. Bir de begonviller tabii... 
muskat umman
Qurum'un uzun sahili.
muskat umman
muskat umman
muskat umman
Beyaz yapılar, ince işlemeler.
muskat umman
Gezerken en çok aradığım şey güzel demlenmiş bir çay. Muskat'ta yeme içme mekanları görece kısıtlı. O yüzden Qurum taraflarında yürürken, -canım nasıl da çay çekiyorken- sakin bir köşede bir pastaneye rastlamak beni fazlasıyla mutlu ediyor. Üstelik yanımızda bir de kedi peydahlanıyor!
muskat umman
Zaten bu sayfalara bir Umman kedisi eklemeden olmaz! Bizim Sütlaç'a ne kadar benziyor.

Yorumlar

  1. Şu beyaz-mavi ikilisi, yeşil sahil kasabalarında çok sıradan dururken; kahverengi fonda nasıl da değişik (ve bir açıdan da eğreti) duruyor.

    Ve nasıl başlarsa öyle gider. Bundan sonra benim için Muskat, çini-begonvil-çörek-kedi dörtlüsü demek, hadi bakalım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Güzel bir dörtlü olmuş, ben sevdim! Dur, bir de gece manzarasını ekleyeceğim. Onu da seversin bence.
      Sevgiler Karadut,

      Sil
  2. Bizdeki cami mimarları biraz estetik öğrensinler. Binaları sevdiren yapıların görünüşüdür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde camilerin mimarisinin çok kötü örnekleri var hakikaten. Saymakla bitmez. Özellikle mimari elemanların birbirleriyle oranı konusunda çuvallıyor camiler. Yoksa 16. yüzyıl Osmanlı camilerine filan bakmaya doyamıyor insan, öylesine güzeller.

      Sil
  3. Çok güzel. Siz de çok keyifli çıkmışsınız, bayıldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Hayalperest. Gezerken daha tasasız oluyor sanırım insan:)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

vigo'da güneşli pazartesiler - arabayla kuzey ispanya

Vigo , Avrupa’nın sonuna itilmiş haliyle İspanya’dan çok Portekiz’e ait bir şehir gibi. Zaten sınıra da çok yakın. Bu şehri gözümde anlamlı yapan şeylerden biri de, itiraf edeyim ki Güneşli Pazartesiler filminin çekildiği yer olması. Filmde işsiz kalan tersane işçileri şehrin yoksul bölgelerinde aylakça dolaşırlar, feribot kaçırıp gezintiye çıkarlar. Javier Bardem feribotta güneşin altında gözlerini kapatır, adeta zihnindeki düğümleri güneş altında çözülmeye bırakır. Şehre yağışlı, fırtınalı bir Kuzey İspanya gezisinin sonunda uğruyoruz ve bu güneşli hava bize ilaç gibi geliyor. Burasının diğer Kuzey şehirlerinden daha rahat bir havası var. Santiago de Compostela ’dan daha dünyevi, San Sebastian ’dan daha mütevazı, iç kısımdaki Leon 'a göre ise bir sahil şehri. Aslında Vigo için rahatlıkla, gördüğüm en düzensiz yerleşime sahip İspanyol şehri diyebilirim. Bunda tepelerin üzerine kurulmuş olmasının da payı var. Bu nedenle, İstanbul gibi size farklı sürprizler, manzaralar ...

bangkok'ta yürüyüşler: pazar yerleri, çin mahallesi ve harun camisi

Bangkok'un pazar yerlerini ve çiçekçilerini en sona bıraktım. Zaten canlı renklerle çevrelendiğiniz bu şehirde pazar yerleri tam bir şenlik. Önce Chatuchak'a gidiyorum. Burası çok büyük bir çarşı, şehir merkezinden biraz uzakta. Karmaşası bol, keşfedilecek şeyi çok. İnsanlar buradan genelde bir bavul eşyayla dönüyor. Hatta bavulu da buradan alıyor:) Bambu tabaklar, heykeller, boncuklar, tahta takılar, hasır şapkalar, renkli ipek eşarplar ne ararsanız var. Chatuchak alışverişini yolculuğun sonuna bırakmanın daha iyi olduğunu düşünüyor ve çiçek pazarını görmek üzere şehir merkezine geri dönüyorum.   Chatuchak pazarı, otobüs duraklarının olduğu kaldırımlara kadar taşıyor. Dükkanların yanı sıra kaldırımlara tezgah açanlar da var. Bu fotoğraf her bakışımda bana havanın sıcaklığını anımsatıyor.   Aslında Bangkok'un merkezinde her yer çarşı neredeyse. Öyle olunca renkler, kokular, sesler hiç eksik olmuyor sokaklardan.     Çok istediğim halde ç...