Ana içeriğe atla

santiago de compostela / arabayla kuzey ispanya

Santiago de Compostela'ya direkt uçuşun başladığı günlerde uygun bir bilet bulup gidiyoruz. Granada'da iken ülkenin bu uzak köşesini merak eder dururdum. Mayıs ayı olmasına rağmen Santiago'da gerçekten bir kuzey havası esiyor. Buradan başlayıp 8 günlük bir Kuzey İspanya gezisi yapacağız. Santiago de Compostela'dan sonraki duraklarımız: A Coruna, Oviedo (1 gece), Picos de Europa, Santillana del Mar (1 gece), Bilbao, San Sebastian (2 gece), Burgos, Leon (1 gece), Astorga, Vigo (1 gece).
Santiago, Galiçya otonom bölgesinin başkenti. Burada İspanyolcadan çok Portekizceye yakın bir dil, "galego/gallego" konuşuluyor çoğunlukla. Yer isimleri, tabelalar vs. de bu dilde. Galiçya, Avrupa'nın ucuna itilmiş haliyle ve ıssız kayalıkları, haliçleri, yeşil kırları ve yağmurlu havasıyla İspanya'nın parçası olmaktan çok, neredeyse yalnız bir Orta Dünya gibi. Zaten özerkliklerini kazanmak için Basklar ve Katalanlar gibi epey mücadele ediyorlar. Galiçya'ya bu anlamda kök söktüren Franco ilginçtir ki Galiçya'da doğmuş.
santiago de compostela
Santiago de Compostela, Hıristiyanlık için önemli bir merkez. İsa'nın havarilerinden St. James'in (Aziz Yakup) naaşının taştan bir tekneyle Kudüs'ten buraya getirildiğine inanılıyor. Hatta teknenin bağlandığı taşın olduğu varsayılan yerde, -ismini bu taştan alan- Padron diye küçük bir şehir bulunuyor. Padron şehrini görmek isterdim. Pazar günleri çok büyük bir pazar kuruluyormuş, aynı zamanda Galiçya'nın 19. yüzyılda yaşamış ve ismini bir şekilde duyurmayı başarmış kadın şairi Rosalia Castro'nun yaşadığı, müzeye dönüştürülmüş evi de buradaymış.
santiago de compostela
Santiago de Compostela, özellikle 12. yüzyılda Hıristiyanlar için Roma ve Kudüs kadar önemli bir hac yeri haline geliyor. Camino de Santiago (Santiago yürüyüşü) bu hac yolculuğuna verilen isim. Popüler yazar Paulo Coelho'nun çıkışı da Pireneler'den Santiago'ya 700 km.lik yürüyüşünü anlattığı Hac kitabıyla olmuş. Bu uzun yolun son 100 kilometresini yürüyen ya da 200 kmsini bisikletle kateden hacılara bir belge veriliyormuş. Kuzey İspanya yolculuğu boyunca yollarda modern asalarıyla yürüyen hacılara rastlıyoruz.
santiago de compostela rua nova
Santiago'da eski şehir, küçük bir alan üzerinde yer alıyor. Kapalı bir havada ortaçağ dokusunun korunduğu tenha sokaklarda, çan seslerinin eşliğinde yürüyoruz. Atmosfere diyecek yok! Ara ara kalabalık bir turist grubuna rastlasak da genel olarak bir sakinlik var şehirde. Havaalanında karşılaştığımız, Türkiye'den gelmiş bir öğrenci bize "Santiago'ya niye gidiyorsunuz, Vigo çok daha güzel," demişti. Vigo son durağımız olacak, böyle bir Ortaçağ mimarisi yok orada, yaşamak için tercih edilebilecek, neşeli bir balıkçı şehri. Santiago ise güzel olduğu kadar uhrevi yapılarının da etkisiyle dingin, yaşlı ve ağırbaşlı bir şehir. Fotoğrafta görülen revaklı Nova sokağı (Rua Nova).
santiago de compostela pilgrimage
Hac yolculuğunun simgesi haline gelmiş, hacılara güzergahlarında yol gösteren deniz kabuğu, ok işareti ve St James veya Santiago hacı, tişörtler üzerinde.
santiago de compostela cathedral
Santiago'nun merkezine tüm haşmetiyle kurulan katedral (Catedral del Apostol) ve ön tarafındaki büyük Obradoiro meydanı (Plaza de Obradoiro). Katedralin olduğu yapı kompleksi o kadar büyük bir alana yayılmış ki  her cephesi farklı bir meydana bakıyor.
santiago de compostela fuente de los caballos
Bir zamanlar demirci çarşısı olan Plateria Meydanı ve önündeki Atlar Çeşmesi (Fuente de los Caballos). Arkada görünen bina Casa de Cabildo, bir zamanlar katedralde çalışan din görevlilerinin kaldığı bir yermiş, Binanın tarzı "Compostela tarzı barok" olarak nitelendiriliyor.
santiago de compostela
Barış'ın objektifinden Santiago'da bir sokak.
santiago de compostela plataresque style
Burma sütunların, bitki, çiçek ve hayvan motiflerinden oluşan cephe bezemelerinin görüldüğü, İspanya'ya özgü bu üslup Plataresk olarak nitelendiriliyor. Gaudi'nin nelerden ilham aldığı belli oluyor. (Barış'ın objektifinden)
a concert in santiago de compostela
Ağırbaşlı bir kent olduğunu söylemiştim:))
santiago de compostela
Santiago'da bitişik nizam. Fotoğraf burasının bir kuzey şehri olduğunu yeterince söylüyor sanırım.
santiago de compostela pilgrims
Santiago'da iki hacı.
santiago de compostela pilgrims
Ağaçlar ve asırlık taşlar...
praza da inmaculada
Katedralin baktığı meydanlardan Praza da Inmaculada.
San Paio de Antealtares
San Paio de Antealtares Manastırı'nın cephesi.
Praza da Quintana
Katedralin etrafındaki bir başka meydan (Praza da Quintana) ve sanırım Santiago'da en çok beğendiğim meydan.
Santiago de Compostela
Şehrin eski merkezinden çıkıp bir tepe üzerine kurulan büyük parkına yürüyoruz. Şehir içinde böyle parklar görmeye ne kadar hasretiz. Şehri ağaçların arasında, uzaktan, neredeyse bir resmi seyreder gibi seyrediyoruz.
Santiago de Compostela park
Dönüş yolunda karşımıza çıkan küçük, sıradan bir park bile insanın gözüne çok güzel görünüyor. Yaşadığım şehri düşününce böyle parklara özlemle bakmaktan sanırım kendimi alamıyorum.
Santiago de Compostela
Meydanlardan birinde çiçeklerden yapılan haç ve dini figürler.
alkım
Ortadaki benim! Bir sonraki yazıda yemekleri yazacağım, Galiçya'nın meşhur yemeklerini.

Yorumlar

  1. Çok iyi yahu. Bu Avrupanın gotik mimarisi hep dikkatimi çekmiştir. Çok başarılı. Emeğinize sağlık efendim.Takipteyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Emrah. Takipte kalınız:)) Sevgiler.

      Sil
  2. Alkım,
    Ben de ''The Way'' filmini izlediğim günden beri buraya gitmeyi düşünüp, duruyorum. Bir türlü bileti alıp, yola düşemedim:) Şimdi bu yazıyı okuyunca ve muhteşem fotoğrafları görünce iştahım kabardı. Fotolar demişken, fotoğraflar hangi makina ile çekildi? Renkler insanı bu şehre doğru çağırıyor:) Keyifli yolculuklar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Özlem,
      Bu filmi bilmiyorum, merak ettim şimdi, Buralarda mı geçiyormuş? Ben de izleyeyim.
      Fotoğraf makinam Sony Alpha 330. Pratik bir makina aslında. Fakat doğrusu eskiden çok daha memnundum, ufak tefek sorunları çıkmaya başladı, bir de eskiden daha iyiydi görüntü kalitesi. Ya da bana öyle geliyor.
      Umarım yolun buralara düşer ve sen de izlenimlerni paylaşırsın. Sevgiler!

      Sil
    2. Film, tam da gittiğin yerlerde geçiyor. :) Bir babanın ölen oğlunun ardından yaptığı hac yolculuğunu anlatan bir yol filmi. Beğeneceğinden eminim. İzle bakalım, ne diyeceksin?

      Sil
    3. Muhakkak izleyeceğim Özlem. Teşekkürler önerin için.

      Sil
  3. Bayıldım, bayıldım :)
    Senin, klasik turist güzergahında olmayan bu sıradışı gezi yazılarını çok seviyorum. Fotoğraflar muhteşem, şehrin kendine has bir ruhu var gördüğüm kadarıyla ve onu ta buradan, bilgisayarın başından hissettim. Ama favorim son fotoğraf ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlem hoşgeldin;)
      Yazıları sevmene sevindim. Geçenlerde bir arkadaşım gezi yazılarını aslında insanın kendisine yazdığını söylüyordu, bazen başka birinin gezdiği yerlerle insan bir ilişki kuramayabiliyor. O açıdan haklılık payı var...
      Son foto favorin demek. Seyahatlerde kendimi çekmeyi beceremiyorum, etrafa bakmaktan ona pek sıra da gelmiyor zaten. Böyle aynalı yerler iyi oluyor o yüzden. Epeyce aynalı fotoğrafım var da baymamak için koymuyorum. Onlardan bir albüm yapabilirim:)
      Sevgiler,

      Sil
    2. O albümü görmek istiyorum :))

      Sil
    3. Kahkaha attım mesajını görünce. Çok alemsin:))

      Sil
  4. Sevgili gezgin dost
    Bir hususu eklemek isterim.Bu fotoğraflarını koyduğunuz Santiago di Kompostela ( kilise veya katedral nasıl derseniz) bir UNESCO dünya Mirası. Camino di Santiago ise yine ayrı bir maddede UNESCO Dünya Mirası listesine girdi. Dünyada yalnızca 2 yol birisi burası ve diğeri de Meksikadaki gümüş yolu listede. Belki bundan sonrakilerde yayınlayacak ve bilgi vereceksiniz ama bu yoldaki kiliseler , manastırlar, aldığınız özel pasaport.... çok ilginç.
    Anılarımızı tazelediğiniz için teşekkürler
    Atila Ege

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Atila Ege,
      Pardon, epey geç gördüm mesajınızı. Evet katedralin ve Camino de Santiago'nun UNESCO Dünya Mirası listesinde olduğunu biliyordum ama bahsetmeyi unutmuşum sanırım. Teşekkürler belirttiğiniz için. Sevgiler,

      Sil
  5. Güzel ve faydalı bir yazı olmuş,fotoğraflarınız harika...Ben de bu yolu ''The Way'' filmi sayesinde öğrendim.Yürümeyi ve geçtiğimiz Eylül'de eşim ve 4 arkadaşımız ile Madrid,Valladolid,Sevilla ve Granada'yı kapsayan 13 günlük bir gezi ile İspanya'ya aşık olmamdan dolayı bu güzergah için yanıp tutuşuyorum.Şimdiden kendimce plan ve programlar içerisindeyim,bu yolu yürümeyi çok istiyorum.Ama aklımın bir köşesinde Madrid'teki Mercado San Miguel-içerisinde sayısız tapas bar ve jamon şarküterisinin bulunduğu kapalı pazar yeri ''Gurme Kabe'si''-Valladolid şehrinin herşeyi,Sevilla'nın Giralda,Alcazar ve Plaza España'sı ve Granada'nın tabiiki Alhambra'sı ve tüm bu şehirlerde tadına baktığımız eşsiz lezzetler.Durumum çok kötü,karar vermesi çok zor..''VİVA ESPANA TE AMO SİEMPRE''...

    YanıtlaSil
  6. The Way=2010 Emilio Estevéz yapımı,filmde Emilio Estevéz'de Martin Sheen'in oğlu rolünü oynuyor.Film biraz İspanyolca ile bu yolu anlatıyor.Çok ilginç ve izlenesi bir film,Soğuk bir kış gecesi sıcacık bir sahlep ve fındıklı kurabiye eşliğinde izledim.Nefisti,tavsiye ederim..

    YanıtlaSil
  7. The Way=2010 Emilio Estevéz yapımı,filmde Emilio Estevéz'de Martin Sheen'in oğlu rolünü oynuyor.Film biraz İspanyolca ile bu yolu anlatıyor.Çok ilginç ve izlenesi bir film,Soğuk bir kış gecesi sıcacık bir sahlep ve tres leches eşliğinde izledim.Nefisti,tavsiye ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah,çok geç farkettim mesajınızı, kusura bakmayın. Filmin adını duymuştum, bir yere not edeceğim ve ilk İspanya krizimde izleyeceğim.
      Ne güzel anlatmışsınız, bence siz de izlenimleriniz yazın, bulunsun bir yerde. İspanya insanda çok güzel izler bırakıyor. Ben de 6 ay Granada'da yaşadıktan sonra İspanya'ya tam anlamıyla vuruldum. Ülkenin çoğunu gezdim ve kalbimin Endülüs'te kaldığını söyleyebilirim. Evet, ben Endülüsçüyüm:) Ama Kuzey İspanya'da bahsettiğiniz yürüyüşü yapmak bence muhteşem bir deneyimdir. Umarım yaparsınız. Haber edin yaparsanız!

      Sil
  8. Türkiye’nin en iyi diyetisyenleri, 81 ilde uluslararası yöntemlerle kişisel ve kurumsal beslenme danışmanlığı, beslenme eğitimleri, yaşam koçluğu ile online diyet danışmanlığı.
    www.diyetuzmani.com.tr
    #diyetisyen #türkiyenineniyidiyetisyenleri #diyetuzmanı

    YanıtlaSil
  9. İspanya Çok Güzel ve otantik bir ülke umarım bende bir gün giderim ofisten çıkıp şööle bi avrupayı gezesimvar hep hayal :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

bilbao ve guggenheim müzesi

" Onu ilk gördüğümde aman Tanrım, ben bu insanlara nasıl bir şey yaptım böyle dedim. Tasarladığım bir yapıyı ilk gördüğümde böyle oluyor, battaniyenin altına saklanmak istiyorum ." Bu sözler Bilbao Guggenheim Müzesi 'nin mimarı Frank Gehry 'ye ait. Alışılmadık görünümlü yapılarıyla merak uyandıran mimarın, bir ara " I'm Not Weird" (Ben Tuhaf Biri Değilim)  başlıklı bir söyleşi dizisi düzenlediğini hatırlıyorum.  Bence tuhaf biri ama sorun değil :)  Bilbao, Santillana del Mar 'dan San Sebastian 'a giderken yol üstü durağımız oluyor. 19. yüzyılın ortalarında kentin yakınındaki demir madenleri sayesinde endüstri şehri olarak gelişen Bilbao , 1980'lerde Asya ülkeleriyle rekabet edemez hale geliyor, fabrikalar bir bir kapanıyor ve burası terkedilmiş, köhne bir şehre dönüşüyor. Daha sonra şehri canlandırmak için projeler üretiliyor. Guggenheim Müzesi de bu kapsamda tasarlanıyor ve şehir bu yapıyla simgeleşiyor. Gehry'nin deyimiyle müz...

vigo'da güneşli pazartesiler - arabayla kuzey ispanya

Vigo , Avrupa’nın sonuna itilmiş haliyle İspanya’dan çok Portekiz’e ait bir şehir gibi. Zaten sınıra da çok yakın. Bu şehri gözümde anlamlı yapan şeylerden biri de, itiraf edeyim ki Güneşli Pazartesiler filminin çekildiği yer olması. Filmde işsiz kalan tersane işçileri şehrin yoksul bölgelerinde aylakça dolaşırlar, feribot kaçırıp gezintiye çıkarlar. Javier Bardem feribotta güneşin altında gözlerini kapatır, adeta zihnindeki düğümleri güneş altında çözülmeye bırakır. Şehre yağışlı, fırtınalı bir Kuzey İspanya gezisinin sonunda uğruyoruz ve bu güneşli hava bize ilaç gibi geliyor. Burasının diğer Kuzey şehirlerinden daha rahat bir havası var. Santiago de Compostela ’dan daha dünyevi, San Sebastian ’dan daha mütevazı, iç kısımdaki Leon 'a göre ise bir sahil şehri. Aslında Vigo için rahatlıkla, gördüğüm en düzensiz yerleşime sahip İspanyol şehri diyebilirim. Bunda tepelerin üzerine kurulmuş olmasının da payı var. Bu nedenle, İstanbul gibi size farklı sürprizler, manzaralar ...

bangkok'ta yürüyüşler: pazar yerleri, çin mahallesi ve harun camisi

Bangkok'un pazar yerlerini ve çiçekçilerini en sona bıraktım. Zaten canlı renklerle çevrelendiğiniz bu şehirde pazar yerleri tam bir şenlik. Önce Chatuchak'a gidiyorum. Burası çok büyük bir çarşı, şehir merkezinden biraz uzakta. Karmaşası bol, keşfedilecek şeyi çok. İnsanlar buradan genelde bir bavul eşyayla dönüyor. Hatta bavulu da buradan alıyor:) Bambu tabaklar, heykeller, boncuklar, tahta takılar, hasır şapkalar, renkli ipek eşarplar ne ararsanız var. Chatuchak alışverişini yolculuğun sonuna bırakmanın daha iyi olduğunu düşünüyor ve çiçek pazarını görmek üzere şehir merkezine geri dönüyorum.   Chatuchak pazarı, otobüs duraklarının olduğu kaldırımlara kadar taşıyor. Dükkanların yanı sıra kaldırımlara tezgah açanlar da var. Bu fotoğraf her bakışımda bana havanın sıcaklığını anımsatıyor.   Aslında Bangkok'un merkezinde her yer çarşı neredeyse. Öyle olunca renkler, kokular, sesler hiç eksik olmuyor sokaklardan.     Çok istediğim halde ç...